7 Ocak 2010 Perşembe

Kurgunun Dayanılmaz Hafifliği (!)

Aslında hani günlük dedik ama günlük olayları değil düşündüğüm bazı şeyleri paylaşmaktı bir blog’a sahip oluşumun asıl nedeni ama bugünü anlatmazsam içimde kalırdı, anlatmak istedim.

Bugün üniversite tarihimizin sınıfça en kötü günlerinden birini geçirdik (şahsen benim için İntolerance olayından sonra 2.kötü gün oluyor). Malum senemizin sonu gelmiş bulunmakta finallere girip çıkıyoruz 4 gündür. Hepimizin sinirleri gergin, vize notlarımız hiç umulmayan şekillerde kötü geliyorlar(Tamam benim notum düşük değil ama bu sınıftaki bazı arkadaşlarıma üzülmediğim anlamına gelmiyor.). Bugün bir patlama noktası yaşandı diyebilirim.

Her şey hâlbuki gayet normal gidiyor diyebilirdim. Sabah çok erken bir saatte okuldaydım. Açlık’ı okuyorum (konumuzla alakası yok ama karnımı acıktırıyor sürekli.(=) Yoklamamızı verip güzel güzel sınav saatimizi bekliyoruz. Sonunda sınav saati geliyor. Tek düşüncem bir an önce sınavımı bitirip günümü güzelleştirecek bir yere gitmek o sıralar. (Tabi gidemedim. Üstelik çikolatamın üzerine yatıyor sevgilim gelmedim diye. Küserim söylüyorum.) Sınav için kurgu odalarına çıkıyoruz. İlk önce şeyi öğreniyoruz: 1.odada filmi çekimlerine ayıranlar(yani ders sırasında bu işle meşgul olup bizim gibi yan gelip yatmayanlar) o ham görüntülerden ayırdıkları çekimleri kurgulayacaklar geri kalanlar ise 2,3 ve 4. Odalara alınacak, ellerine ham kaset görüntüleri verilecek ve o görüntülerin içinden uygun görüntüler seçilip 1 saat 15 dk içinde kurgulanacak. Şu anda söylerken bile ürpertiyor beni. 2,5 kaset doldurmuşlar. 2,5 kaset içinden uygun görüntüyü seçmek. Hangisinin hangi görüntüden daha iyi olduğunu bulabilmek, üstelik hani eskiden yaptığım gibi hep sonuncuyu seçmemem gerektiğini de gayet gördüm ama gördüğümde yapacak bir şey kalmamıştı. Bu kadar süre içerisinde bir şey yapmak çok zor görünse de başa gelen çekilir mantığıyla yetiştirebildiğimi yetiştiririm diyerek girişmiştim işe. Odaların dışından sesler gelmeye başladı. Kafamı dışarı çıkarmadım. Yetiştirmem gereken bir sınav var ya. Ama neyle ilgili olduğunu biliyordum. Yapılan ayrım sınavı bekleyen sınıf arkadaşlarımız tarafından duyulmuştu ve kavga ediliyordu. Kavga bitti sonra. Sonra görüntüleri hızla seçerken bir şey fark ettim. 5.sahnenin bir yerden sonra görüntüleri yoktu atılan capture’larda. Kaset pat diye bitiyordu. Bütün videoları aradım ve bulamadım. Mecburen hocayı çağırttım ve gelişiyle bana bağırdı. Kırıldım. Çünkü bazı şeyleri gayet iyi gözümün önünden geçiririm ve yoktu işte benim hatam mı? Arada ve o da bulamadı. Ben ona bir şey yapmadım diye ağlamaya başladım mı başladım. Muhtemelen sınavın ertelenir dedi ben geliyorum diyerek gitti. Harddiski getirip görüntüleri tekrar atmak istedi olmadı. O sırada diğer odalarda da aynı sorun olduğu ortaya çıktı, 1.oda dışında sınava devam edilemedi. Biz aşağıya gönderildik yeniden liste yapılıp hepimizin 1.odada sınav olacağımız söylendi. Aşağı indiğimizde atışmanın sonuçları devam ediyordu. Üç arkadaşımız yukarı çağırıldı o sırada işte. Onlarla hoca tekrar konuşmak istemiş. Sonra sınıfça yukarı çıkmamız istendi ve 1.odada sınava girecekler işle ilgilenenler tekrar belirlendi. Geri kalanlar 3 sınıfa bölündü ve ham görüntüleri ayırmaları istendi gün boyunca. Biz de ayırmaya başladık. Yapacak bir şey yoktu. Sınava girmemiz için gerekli. Hoca geldi ve olmayan görüntüleri de attı. Atmadan önce de beni gerçekten kıran bir şey söyledi: Senin değil benim ağlamam gerekiyor aslında dedi. Ben ona bir şey yapmadım ki. Ağlamış olmam onun için neden bir sorun oldu anlamadım. Bağırdı bize. Hatta eminim diğer sınıflarda da aynı şekilde bağırmıştır. Üstelik hani bağırılmayacak gibi değil bir şey oldu o sırada. Projeyi bilgisayara açmış olan arkadaşımız projeyi nereye açtığını bulamadı. Ben bile sinirlendim yani!

Sonra ayırma işlemimiz bitti ve ben ilk olarak kurguya başlayabildim bizim gruptan. En baştan çok saçma bir hata yaparak birleştirdiğim 5 planı dönüp tekrar birleştirmem zorunda kalmasam ses kurgusunu bile bitirirdim sanıyorum. Ama hepimiz için üzücü bir gün oldu.

Ama benim söylemek istediğim yalnızca bu günü anlatmak değil. Ben kimseye bir şey söylememiş olabilirim ama bu kimseyi haklı gördüğüm anlamına gelmiyor. Biz grup olmayı belki beceremedik. Ama hocalarda şunu anlamalılardı ki tek bir bilgisayarda görüntüleri ayırma işlemini yapıyorsak bu gerçekten birkaç kişinin eline geçecekti. Gördük en başta ayırma işlemini biri yaptı ertesi hafta o gelmedi başka birisi geçti ve sonraki kim neyi yapmış her şey bir anda karıştı. Kopukluk oldu. Kim dedi bize aranızda bir gruplaşma yapın dediler ama bunu kimin yapması gerektiğini kimse söylemedi. Bizim sınıfta hiçbir yönetici yok çünkü. Hepimiz bir anlamda pasifiz ve hocalar bizim kişisel özelliklerimizin neler olduğunu bilmedikleri için belki de söyledikleri şeyin yapılabileceğini düşünüyorlar. Bence durum bunu gösteriyor. Yapmanız gerekirdi. Yapmamız gerekiyor biliyoruz ama olmuyor. İter misiniz biraz daha arkamızdan ama bizi daha fazla incitmeden olmaz mı? Hepimiz ÖSS’nin zorlu yarışından çıkıp geldik oraya. Kendi adıma söyleyebilirim, lisedeki sınıfımda 5 kişi istiyordu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Tv bölümünü bir tek ben geldim. Gelmememi tercih ederdiniz sanırım. Daha girişken insanlar beklerdiniz belki. Ben böyleydim ve bu yüzden sinema yapabileceğime kanaatim vardı. Sınıfımdaki diğer arkadaşlarımın da farklı nedenler yüzünden ama hepimizin tek bir şey için –film yapmanın dayanılmaz hafifliği için- orada olduğumuzu düşünüyorum. Tamam aramızda yanlışlıkla geldiğini düşünenler de vardır.(=

Hocaları eleştirebilirim, eleştirmekteyim hatta ama o kızdığım noktalarını sanırım daha sonra başka bir yazıda söyleyeceğim. Bu yazı yalnızca bizim zoraki uygulamalı kurgu finalimiz için olsun istiyorum. Pek çok kişi MSGSÜ’ye giremediğine üzülmektedir eminim ki. Üzülmeyiniz! Biz belki MSGSÜ’lü olmanın ayrıcalığı içerisindeyiz ama içeride hocaların sürekli azarlamalarından, sürekli kafamıza kafamıza nasıl sinemacı olacağımızın vurulmasından, kendimizi değersiz hissetmekten hoşlanmadık, muhtemelen de bunun yaraları hep içimizde olacak…

Mutlu Dünyalar…

0 yorum:

Yorum Gönder