11 Nisan 2010 Pazar

Dekorla Mesafeli İlişkiler...

Biraz geç oldu bu blog için ama yazmaya madem karar vermiştim yazayım dedim bu hem eğlenceli hem de stresli geçen günümüzü. 9 Nisan Cuma gününden bahsedeceğim bugün. Dekor değiştirmek için sınıfın tümüne ihtiyacımız olan ancak yukarıdaki çekimde işleri olmamasına rağmen gelmeyenler yüzünden birkaç kız ve yukarıda işleri olmadığı sürece yanımızda olan birkaç erkekten başkasının olmadığı bir dekor değiştirme gününden bahsedeceğim. Zaten dekor değiştirirken sürekli söylendik durduk ama daha çok söylenmeye de hakkımız var. Ne kadar sorumsuz bir sınıfız anlamıyorum.
Ayrıca tamam biliyorum az kişi olduğumuz için başta sevinmiştim malum fazla kalabalığa gelemiyorum. Ne yapacağımız belli değildi, nasıl yapacağımızı bilmiyoruz falan belirsiz bir başlangıç yaptık. Sonra hadi başlayalım dendi ve başladık öyle baştan savma değil biraz iç güdülerle sanırım, şurayı şöyle burayı böyle yapalım kapı şöyle açılıyordu şu panoyu oraya koyalım bunu çıkaralım tarzında başladık ve bitirdik. Sonuç tatmin edici değil tabi ki de hoca görünce kızabilir de ama bu kadar kişiyle bu kadar iş yapılması bile mucize gibi bir şey oluyor. Her neyse hani yalnızca iş gücü değil mesele. Mesele onlar gelmediği için bütün azarları bizim işitiyor olmamızda. Bunu duyunca iyi ki de gelmemişim diyen tipler eminim vardır bizim sınıfta. Hocanın bizi bu kadar azarlaması gerçekten de istek kırıcı bir davranış bir kere biz geliyoruz hep geldik ve gelmeye devam da edeceğiz ama neden neden hala anlamıyorlar gelmeyenlerin sorumluluğunu bizim almamızın gerekmediğini. Herkes kendisinden sorumlu ben nasıl bir başkasını gelip gelmemesine karışabilirim ki? Neden hala hocalar bunu anlayıp bizi rahat bırakmıyorlar.
Dekorumuzu kurduk sıra eşyaların taşınmasına gelince hocayı çağırdık ve geldiği gibi etrafın dağınıklığı yüzünden azarlamaya başladı durdu. Neden o orda neden şurası şöyle burası böyle dekoru kurmuşsunuz etrafını neden pis bırakıyorsunuz, masanın üzerinde kullanılan araç gereçler için onlar niye masanın üzerinde duruyor dediği anda sabır sınırımızın sonuna geldiğimizden konuşuldu artık. İsim vermek istemiyorum ama bu konuda baya takdir ediyorum kendisini, ben cevap vermem söyler söyler susar modunda olduğumdan… Cevap verildiğini ilk kez gördüğünden olsa gerek söyleyecek bir şey bulamadığından bana cevap vermeyin diye çıkıştı biraz sonra da toplamadan eşya alamazsınız diye çekti gitti.
Mecbur toplamaya başladık. Her şeyi topladık, gereksiz panoları da söktük –öyle ki yılsonu toplamasına gerek kalmayacak kadar derli toplu oldu- her şeyi düzenledik, yerleri itinayla süpürdük bal dök yala oldu- yalan tabi ama güzel oldu işte- Sanırım bugün pantolon giydiğime seviniyorum aynı zamanda.
Öğleden sonra eşyalarımızı aldık, orası da biraz zorlu oldu ama almayı başardık eşyalarımızı. Her köşesini anlatmak istiyorum günümüzün ama yorgun olduğumu ve o günü bu kadar düşünmeyi istemediğimi hatırlıyorum. Eşya alırken gözüme takılan en önemli şey şu oldu, hoca bize inşallah seneye 4. Sömestrı tekrar alırsınız tarzı bir şey söyleyerek gerçekten moralimizi bozdu hani bence kavgada bile söylenmeyecek bir cümle bu. Tabi takdir okuyanlarındır diyerek kurcalamayayım.
Hepimizin içinde aynı istek yok biliyorum ama yapılan işe emek vermek, öğrendiklerimizi uygulama alanı bulmuşken uygulamaya çalışmamak bana garip geliyor. Yani biliyorum Bebek çekmek o kadar da önemli bir şey gibi görünmüyor kimseye ama seneye film çekmeye başlamadan önce verilmesi gereken büyük bir sınav bu, neyi neden yaptığımızı anlamak için bir sınav, tabi aynı zamanda sabrımızın da sınanması durumu var. Hoca gibi konuşmuş olmayayım ben yalnızca herkesin iyiliğini istiyorum ve sanırım kimse de seneye oturup tekrar Bebek çekmek istemez. Ayrıca bu sene ne kadar dekor kurmayı öğrendiğinizi merak ediyorum 6.sömestrda ne yapacağınızı da. Kendim her şeyi öğrendim demiyorum tabi ki. Yalnızca her aşamasını görmek istedim ve gördüm. Bebek’te dekorda çekilmeyen kabus sahnesine sahibim biliyorsunuz ki. Gene de dekor kurmaya yardım etmekteyim, işi nasıl olsa başkası yapar mantığıyla hareket edilen bir sınıfız ne kadar başarılı olacağız Duygu hoca filmimizi izlediğinde göreceğiz.
Bir de takılmadan edemeyeceğim, birisi bana sınıfımızın uyuşuk olduğunu söyledi. Her ne kadar deme öyle şeyler ya desem de haklı biliyorsunuz. Ayrıca kendisine buradan tekrar sesleniyorum yanlış zamanda gelmemezlik etti, o kadar söylenerek ve hırsla çalıştık ki görüp de demek ki çalışabilirlermiş demesi gerekirdi. Tabi biraz geç ve gülerek gelince herkesten biraz azar işitti. Güzel oldu ona. Oh olsun.
Blogun adına gelince bu arada, salon dekoru kurulurken çalışmamıştım ben. Şimdi o dekorun sökülüp yenisinin kurulmasına yardım ederken dekorla iç içe olmanın hoşuma gittiğini fark ettim. Duygusal bir yakınlaşma yaşadım falan. Artık platonik aşkım gibi bir şey oldu dekor yıkılınca üzüleceğim sanırım. – Bebek’in çoğu grubunun görüntü yönetmenliğini yapan arkadaşının kamerayla sevgili olması gibi bir şey bu söylediğim. (: - Bu da böyle bir şeydi işte.
Bebek filmine biraz olsun sempati duyalım işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışalım arkadaşlar gerçekten bize hayal etme, istediğimiz gibi düzenleme yapma şansı verilmiyor olsa bile elimizdekiyle en iyisini yapmaya çalışalım.
Seneye Bebek çekmemek dileğiyle bol Sinemalı Dünyalar (:

1 yorum:

Gizil dedi ki...

Konuş Tuğba.. çünkü ben kendimden sıkılıyorum artık sitep ettikçe.

Yorum Gönder