18 Nisan 2010 Pazar

Nisan'ın Bilinmeyen Etkisi 1

Nisan ayını ikiye bölmeye karar verdim çünkü bütün ayı tek bir blog yazısı olarak yazınca çok uzun oluyordu yani Nisan ‘da iki blog yazısını garantilemiş oluyorum böylece. Düşündüğüm, hissettiğim ve gördüğüm olaylardan aktardıklarım var bu Aylarla ilgili yazılarımda. Yalnızca anlatmak istediklerimle alakalı bir şeyler hep gözümün önünde bulunsunlar mantığıyla yazıyorum.

4 Nisan 2010 Pazar
• Gene bir damla yaş
Gene bir parça hüzün (Ne bileyim işte (: Böyle bir şey, yatağına yattığında rahatça uykuya dalabilen insanlardan değilim. Bu kez nasıl bir kâbus göreceğim diyerek uyuyanlardanım ve genelde bu uzun bir süreç olduğu için o süre içinde bazı şiir parçaları beni rahatsız ediyor. Yatarken bunları kaydedeyim istiyorum ama telefona kaydedene kadar çoğu çoktan uçup gidiyor geriye iki satır kalıyor)
• Neden kadın kadını ya da erkek erkeği taciz etmez? ( Bugün gene aynı adamın bir kadını taciz ettiğini gördüm. Hep aklıma bu gelir böyle bir şey gördüğümde)
• Telefon konuşmamdan rahatsız olan kro beyefendiye sesleniyorum (Vazgeçtim seslenmiyorum)
• Bir filmimin kısa bir anı olabilecek ya da bu konu üzerinden gelişecek bir hikâye buldum, yanlış anlaşılmasın diye sildim.
• Biraz yorucu bir gün mü oldu nedir. (Kesinlikle yorucu bir gün olmuş ruhsal olarak da, gerçekten bir şeylere karar vermek çok zor)


5 Nisan 2010 Pazartesi
• O kadar dalgınmışım ki iki su şişesi koymuşum çantama anca okuldan neden bu kadar ağır olduğunu fark ettim. (Dün içtiğim ilaçların etkisi, kesinlikle feci bir başlangıç ayaklarım yere basmıyordu)
• Pişmanlığımın acısı bir ilaç içişi kadarcıkmış
Bugün anladım
Tekrar korkulardan kurtulup kendim oldum. (Bugün değil dün akşam anladım aslında eve geldiğimde, kalbim beni o kadar rahatsız etti ki dayanamadım, yapmamam gerekenlerden birini yapıp fazladan ilaç içtim hatta uyuyamayınca bir tane daha içtim. Sonuç mükemmel tabi ki. Hiçbir his içimde kendini büyütüp başıma dert olamadı. O zaman fark ettim kendimi sınırlayabileceğimi ve unutmuş olduğuma inandırabileceğimi. Öyle işte tekrar kendime döndüm. Güzel değil mi?)
• Notre Dame De Paris izledim. Garou müthiş bir adammış anladım. Esmeralda’yı oynayan bayanın saçlarına hasta oldum. Şair ve rahip Frollo’ya ayrı bir samimiyet besleyiverdim. Kısaca müthiş bir müzikal ama kimseye bu müzikali anlatmayacağım işte böööö =) (Daha uzun yazardım ama anlatmayacağım işte (:
• Kedi, rüzgâr çanına çarptı önce. Sonra ne olduğunu anlamaya çalışırken bir daha çarptı. Çıkardığı ses onun için bile çok olduğundan korktu biraz. Tekrar anlamak istedi. Burnunu değdirdi. Bir rüzgâr esti, rüzgâr çanı sallandı. Kedi gitti… (Çok güzel hikaye başlangıcı olurmuş)


6 Nisan 2010 Salı
• Son bir veda aşkımdan kalan
Kal diyemem
Gel gitme
Daha çok gider diye korkarım çünkü… (Öyle ama yalan yok)
• Otobüste hep cam kenarlarına oturmayı severim, izlemeyi seviyorum o yol çizgilerini.
• İtiraf ediyorum kitabını karaladım. Karalamaktan öte boyama kitabı gibi kullandım. (Seda o anlarda benim delirmiş gibi olduğumu ve beni durduramadığını söyledi sonradan. Kimin kitabı bunu söyleyemem, yalnızca o kitabı okumaya başlamadan bir gün önce kendisine sinirlendiğim için bunu yaptığımı söyleyebilirim. Sevgili karakterin gömleklerini kırmızıya boyadım. Pişman mıyım? Ertesi gün pişman oldum ama şu kadarcık zarar zarardan bile sayılmaz bence. Gene de özür diliyorum kitabı değiştirmek istersen yenisini hediye edebilirim.)
• Ya bu dünyada kola olmasaydı? Bu benim vişne suyumun olmaması gibi bir şey olurdu. (Ütopyama aldım bunu kolasız bir dünya. :D Ütopyamda yaşayamazdın değil mi? :D )
• Fark ediyorum da gittikçe azalıyorsun… (Evet öyle oluyor. Sevinirsin eminim duyunca)
• Orhan Pamuk popülaritesi…(Herkesin elinde Orhan Pamuk kitapları görüyorum ve gittikçe daha çok soğuyorum. Yalnızca popülerliği yüzünden okuyanların olmadığı bir zaman diliminde okuyacağım Orhan Pamuk kitaplarını.)
• Yeni bileklik yapacağım gri olacak, siyaha kadar yolu var. Ve bu bileklik hangi söz için biliyor musun? (Yaptım da aynı zamanda, yaparken biraz rahatsız oldum. Hatta Hellsing izliyordum, o bile fazla geldi bileklik yaparken. Ama yaptım ve taktım. Rahatladım. )
• Tamam, bu kokuya dayanmam mümkün değilmiş deneyip görmüş oldum. Bir de aklımsıra gidip bu parfümden alacak ve canım acıdıkça gidip sıkacaktım. Ama şimdi can acımasından daha kötü olduğunu fark ettim ve o yüzden üzerine AXE sıktım. AXE her şeyin kokusunu bastırabiliyor. Evimi AXE’yle doldurmaya karar verdim. Tenime kadar işlemişti o kolyeme (Her zaman taktığım kolyeme) sıktığım ve sevdiğim parfüm… Kesinlik ve kesinlikle tenimden yayılmaya başlamıştı bir süre sonra…(Axe seviyorum ya. Bütün kokuları bastırabiliyor. Öyle işte anlattığım gibi. Üstelik t-shirt’ümü çıkardığım gibi dolaba kaldırdım yani hala duruyor kokuların bir kısmı. Çok garip bir kızım ben değil mi?)
• Bugünkü Bollywood Hollywood filminde yaşlı kadın “Geçmişi göm ve geleceği öv” dedi. Aynısını yapmaya ben de karar vermiştim bu filmden toplam 2 saat önce. Sanırım doğru yoldayım. (Bu da doğru zamanda izlenen doğru filmlerden birisi kategorisine girmiş oldu.)
• Karanlığını almam seni daha iyi biri yapar mı cümlesini sorguluyorum bu sıralar…(Daha fazla bu konuda düşünmemeye karar verdim sonradan.)
• Tekrar şu filme döneyim sevgili izleyenler, Bollywood Hollywood sıcacık bir film gerçekten. Müzikleri, dansı, düğünü, aşkı, sevgisi her şeyi müthiş tek bir kusura var ki benim gözüme inanılmaz battı. Başroldeki hatunun göğüsleri… Lisa Ray merak edenler için kendisi. Filmde çerçevenin tamamını kaplayabiliyordu o göğüsler, inanılmaz derecede itici göründüler gözüme büyükseverlere ayıp olmasın ama gayet de itici büyük göğüsler ne yapayım:D (Sonra da bir arkadaşıma bizde olmadığı için mi sevmiyoruz yoksa gerçekten de hoş görünmüyorlar mı diye sordum. Gerçekten hoş görünmedikleri cevabını verdi. Kıskandığımı düşünmeye başlamıştım nerdeyse)


7 Nisan 2010 Çarşamba
• Bugün fark ettim son zamanlarda çıktığım herkesin öyle ya da böyle bir müzik geçmişi var: ya profesyonel olarak yapıyorlar ya amatör olarak yapıyorlar ya da fazlasıyla ilgililer ve bir şeyler yapmak istiyorlar. Sanırım bundan sonrası da cidden müzikle ilişkili olarak devam edecek gibi görünüyor bakalım. (Yorumsuz bırakıyorum. Son zamanlarda pek çok tespit yapıyorum hayatımla ilgili.)


8 Nisan 2010 Perşembe
• Kadıköy çıkışında bilmem fark ettiniz mi bir koyun var evet bir koyun hem de yalnız başına bir koyun, bağlamışlar yemi suyu yanında hayvancık orada öylece duruyor. Kendini bekçi köpeği gibi hissediyordur eminim. Ona üzüldüm sabah sabah bugün :) ( Üzücü ama değil mi yazık hayvancağıza orada öyle duruyor yalnız.)
• Öğleden sonra yazarım dedim sabah düşündüğüm bir şeyi ama öğleden sonra fırsat bulup telefonu elime aldığımda unuttuğumu fark ettim ee o zaman bunu yazayım bari dedim. :D
• Sabah otobüste giderken hatunun biri yanıma oturdu elinde bir elma, elmayı peçeteyle tutuyor. Gariptir ki eliyle tutmadığı o elmanın hepsini birazdan yiyecek. (Mantıksız göründü bana, birazdan elmanın her tarafını yiyeceksin. Ağzına almaktan tiksinmiyorsun da elinle tutmaktan mı tiksiniyorsun anlamadım kadın.)
• Acaba dünyayı anlatarak bitiriyor muyumdur? Yani bu kadar çok konuşmak onun hakkında bir süre sonra sıkıntıya neden olur da intihar eder miyim acaba? (Muhtemelen ederim. )
• 10 kesik bacaklarda, elimi kağıt kesti, ayağıma masa geldi. Bu aralar fazlasıyla yaralıyım. (Bilekliğimi kolumdan çıkarmaya karar verdiğimden beri kendime zarar vermeme sözümü tutmuyorum)
• Dün okula gitmedim. Çünkü eğer gidersem ve hoca gelirse gerçekten dayanamayabileceğim bir sınıra gelebilirdim. Susmak istiyorum.
• Normalde eskiden aylık akbil bir sonraki ay doldurduğun günün gece yarısına kadar geçerliydi yani 4ünde doldurduysan sonraki ayın 4’ünün geceyarısına kadar geçiyordu. Ama şimdi öyle değil. Şimdi saat kaçta doldurduysan o saatte bitiyor yaşadım ve gördüm şok oldum diyebilirim. Nedendir bu dakiklik sayın İBB? (Evet ya çok sinirliyim bak tekrar okuyunca t
ekrar sinirlendim, çok saçma)

9 Nisan 2010 Cuma
• Dün Bir Zamanlar Amerikada’yı izledim. Film güzel süper hatta uzun olmasına rağmen, akıcılığını koruyan bir film. Ama bu sabah aklıma geldi ki filmde bol bol kadın vücudu gördük. Sergio Leone kadın vücudu sergilemekten kaçınmamış film boyunca. Ama erkek vücudu göstermedi hiç. Hani görmeye meraklı değilim zaten de neden kadınlar bu kadar kolay teşhir edilebiliyorken erkek için aynı şey geçerli değil onu merak ettim. ( Bu yalnızca bu film için geçerli değil pek çok film için de geçerli, kadın teşhir edilebilir bir obje olarak mı görülüyor?)
• Bugün gene çim kesme günüydü ve inatla bana kokularını göstermemeye devam ettiler. Ne kadar özür dilesem boş yani gene de pes etmiyorum tekrar duyacağım.(Daha sonrası da var aşağıda.)
• Dekorla mesafeli ilişkiler… (Ya ya süper çalışılan bir gün benim için yorgun ama huzurluyum. Çalışmamış olsaydım bir şeyler beni gerçekten rahatsız ederdi)


10 Nisan 2010 Cumartesi
• Hem dünün yorgunluğu hem de ilacın etkisiyle uzun süre ayakta kalmaya dayanamayıp uyudum. Doktor ilaçlarımı kullanma şeklimi bilse beni ilaçlardan uzak tutardı sanırım. Düşünmemek için ilaçlarımı kullanıyorum. Özellikle bu kadar yorulmuşken dün, ilaç içmem o kadar sakat bir durumdu ki gene de içtim çünkü bütün hafta içmiyorum zaten biraz daha normale dönmem gerekiyor hafta sonları. Bütün gün düşünmeye çalışıyorum ve düşünemiyorum dün akşam zaten blog yazmam gerekirken bugüne bırakmıştım ama ne zaman düşünmek istesem bir bakıyorum düşünemiyorum. Düşünmek için üstelik güzel duygusal bir film bile izledim. Filmden etkilendim ama duygular ve düşünceler harekete gene de geçemedi. Öyle bir gündü işte. (:

• Bugün benim için Emir bir tespitte bulundu: “*hani bunu yaptığına daha şahit olmadım ama hissettiğim kadarıyla sen bir bütüne ait parçaları toplayıp başka bütünler oluşturabilecek bir insansın” dedi.

12 Nisan 2010 Pazartesi
• Dün gece yazdım:
Hastalıklı bir saatin tiktakları beni uyutmayan
ya da seni düşünmek
bir kızgınlık gibi,
anlık yorgunluk gibi… (saatin tiktakları cidden rahatsız ediciydi ya)
• Bakışlarımla kuşatıyorum seni, benimsin diyorum. (Bunu kimin için düşündüğümü hatırlayamadım XD)
• Dökülmüş her gözyaşı için bir peri kurban ederim ben ( Öyle…)
• Sabah sabah hazırlanacak enerjiyi nereden buluyor bu hatunlar? (Sabahları bu yüzden de otobüslerde gergin oluyorum. Dayanamıyorum sabahın köründe bu kadar süslenmiş olmalarına)
• Burjuva çocuğu olmak (Nereden çıktı biliyor musunuz, bir adam gördüm otobüste, daha doğrusu ellerini, çok kötüydüler eminim ki annesinin bir tanecik minik çocuğuyken onun da elleri güzelmiştir ama hayat işte, ona nasıl davranmış. Onun ellerine baktıktan sonra bir de kendi ellerime baktım. İzsiz, pürüzsüz, yumuşak sayılabilir, temiz ve bakımlı. Ve arkadaşlarımın ellerini düşündüm. Ellerimiz ne kadar pürüzsüz, hayatın yükünü çekmek zorunda kalmamış. Çoğumuz orta halli ailelerin çocuklarıyız, zengin değiliz belki ama gene de burjuva çocuğu gibi yaşamışız, ellerimiz her şeyi anlatıyor.)
• Ruhumun diğer yarısını aramak (Ah evet o diğer yarı, mükemmel uyum. Kesinlikle var bir yerlerde)
• Platonik aşka sardım.
• İlk çileğimi yerken ona bakmaktayım. ( Az önce söyledim işte bu da hayatımın şu anda ki en müthiş sırrı olacak.)
• Kesinlikle bugün şort giyme günü! (Sokakta okulda her yerde bir sürü şortlu kız gördüm. Üstelik ben de almayı planlıyorum ama bu kadar popülerken mümkün değil alıp giymem:D)
• Bütün gün ters çorapla gezmişim. (Eve gelince fark ettim ama bugün çok mutluydum hiçbir işim ters gitmedi.:D)


13 Nisan 2010 Salı
• Lemon Tree ile merdivenden inme dansı (Sonunda gene düşme tehlikesi tabi ki bir de insanların garip bakışları ama müthiş bir şarkı)
• Otobüste gözüme güzel görünecek insan bulamadım.
• Ben neden festivale gitmiyorum. ( Çünkü Lise 2’deyken İstanbul Film Festivali’ne gidelim dedik. Seçtiğimiz pek çok film oldu ama onların içinden bir tanesine 3 tane bilet bulabildik. Pasolini’nin Domuz Ahırı filmiydi bu film. Festival kitapçığında filmi müthiş ilgi çekici anlatmış. Tabi merak ettik. Gittik. Arkalarda bir yerlerdeydi sıramız ve ben o sıralar gözlüğüm bozuk olduğu halde gözlük almamıştım daha. Film İtalyanca, İngilizce ve Türkçe altyazısı var ama oturduğumuz yerden altyazıları okuyamıyorum film tamamıyla bulanık görünüyor falan. Filmi anlatın diyorum sonra anlatırız diyorlar falan. Hiçbir şey anlayamadım ve festivale küstüm diyebilirim. Belki seneye barışabilirim, bu kadar küslük yeter)
• Zorla yemek yediren minibüsçü kadın (Ay evet zorla kadın bana yemek aldı falan. Yiyene kadar da başımdan gitmedi. Akşam da midem yüzünden erkenden yatmak zorunda kaldım. Kaş yaparken göz çıkarmak diyorlar bu duruma)
• Pretty Woman dinlerken bileğini burkan insan. (Okuldan çıktım yürüyorum yeni takmışım kulaklıklarımı, Pretty Woman çalıyor, istemsiz olarak müziğe ayak uyduruyorsunuz, tabi o sırada bilek burkulabiliyor.D:
• Kulağıma ilkokuldaki teneffüs zilinin ezgisi geldi. (Özlemişim sanırım, yakınlarda okul yoktu çünkü, olsa bile o saatte zilin çalması ne alaka :D)
• Benim olmayan kameraya dokunamamak gibi bir sorunum var. (O yüzden Mustafa’nın fotoğraf makinesine bile dokunmamıştım. Tuğba şuna bak yada fotoğraf çek demedikleri sürece kimsenin makinesine dokunmuyorum. Garip ama izin almak yada izin almadan öyle bir muhabbetin geçmesi gerekiyor gibi hissediyorum.)


14 Nisan 2010 Çarşamba
• Sırf ceza yemek için polise korna çalabilirim. (Bugün otobüsle gidiyorum, polis emniyet şeridinde arabasını park etmiş oradan gitmesinler diye. Otobüste o şeritten gidiyordu baktı herkes yan şeride geçmeye çalışıyor ne varmış orda falan oldu. Polis arabasını görünce o da geçti yan şeride. Düşündüm ben olsaydım sırf eğlence olsun diye korna çalardım polise :D sonra da ceza yerdim:D
• Axe etkisi yalnızca kadınlar üzerinde mi? Ben axe kullanıyorum ama erkekler tav olmuyor bana. (Şimdi de Axe’ye sinir olmuşum)
• Dün minibüsçü kadın bugün okul çalışanlarından biri yemek yemem için ısrar etti. Hatta her gün parasız yemek yiyeceksin gelip diye de baskı yaptı adam. Aşağı inmedim diye ikinci kez gelip zorla aşağı indirdi. Midemin rahatsız olmasıyla alakalı yemek yemeyişim. Yalnızca rahat hissettiğimde bir şeyler yerim. Artık şu konuda bana bulaşılmasın istiyorum.


15 Nisan 2010 Perşembe
• Otobüsleri canavar olarak görmek ( Duraklara yaklaştığında hep aynı şeyi düşünüyorum. Şimdi duraktan yeni bir kurbanı mideye indirecek, sonra yeni biri için bir sonraki durak falan. İndirdiği yolcular da kustukları falan. Herkes bu tarz şeyler hakkında düşünür değil mi?)
• Bizim bebek bile oyuncu oldu. (Çocukluğumun oyuncak bebeğini okula götürdüm kabus sahnesinde ihtiyacım olacağı için ve belki birileri de oda sahnelerinde kullanır diye. Film bebeğin görüntüsüyle başlayacakmış :D Hatta kız baya sert davranıyor bebeğe yere fırlatıyor bu sahneyi 10 kere falan çektiler, baya eğlenceliydi. Bizim bebek bile oyuncu oldu yani, bir biz kaldık :P
• Bebeğe bakış boşluğu vermek. (O anda çok eğlenceli bir şeydi, bebeğe bile bakış boşluğu yaparız biz sözü :D hala daha eğlenceli)
- Tuluğ ile güzel bir gün. ( Kısıtlı zamanımız olmasına rağmen birlikteyken birbirimizi gördüğümüz için mutlu olmuş olabiliriz. Yemek yedik, alışverişe çıktık, kitapçıları dolaştık, Kadıköy’de yürüdük, Nazım Hikmet’te oturup çay içtik, konuştuk, tartıştık, anlattık dertlerimizi… Gerçekten seni tanıdığıma o kadar memnunum ki hep hayatımda kal :))
16 Nisan 2010 Cuma
• Okulda kalmaya dayanamadım ve eve gittim. Tüm gün Second Life’a takılı kaldım. (Halbuki çalışacaktım, tembellik işte)
• Yarın Emir geliyor. (Bu yüzden biraz heyecanlandım sanırım. Hiçbir işi elim tutmaz falan oldu.)

17 Nisan 2010 Cumartesi
• Tüm günümü anlatmak istiyordum tüm ayrıntısıyla ama anlatmamaya karar verdim. Üzgünüm bu konuyu daha az sersem olduğum bir güne bırakıyorum. Çünkü gün yalnızca aydınlık ve neşeli değildi benim için. Biliyorum dünyanı karartıyorum ve muhtemelen bana çok kızacaksın.
• Bugün her şey çok anlamlı yarın her şey çok anlamsız kalacak.

18 Nisan 2010 Pazar
• Öğlen 2’de uyandım. Annemin dün börek yapmış olduğunu bile unuttum. Bir kupa çayla akşama kadar oturdum. İki film izledim. Dolabımı düzenledim Yazlık elbiselerimi çıkardım göz önüne. Onları denedim ve hazırlandım. Dünyayı bugün çok çekemedim, belki de dünyanın dönüyor olmasıydı midemi bu kadar bulandıran. Bugün dünya tuttu beni, ilacı olmayan bir rahatsızlık.

Okurken keyif almış olduğunuzu düşünmek istiyorum, her ne kadar çoğunluğu benim keyifsizliğimin ürünü olsa da (: Gene de benim birine karşı çekim hissettiğimi bilmek birilerini mutlu edebilir.
Herkese neşeli dünyalar (:

0 yorum:

Yorum Gönder