11 Mayıs 2010 Salı

Mahalleye Kamera Geldi!

Bugün 8-9 Mayıs tarihlerinde gittiğim kına gecesi ve nikah hakkında bir yazı yazıyorum. Hatırlarsınız, Kurbağa’nın Düğünü yazımda bir nişana gittiğimden bahsetmiştim. İşte bu da aynı gelinin kına gecesi ve nikahı. Hatunun bulduğu adamın ailesi fazla cimri olunca düğün olmadı nikahtan sonra kızı bildiğin kaçırdılar ama sırasıyla anlatacağım olayları o nedenle neden blog başlığım bu onu da az sonra öğreneceksiniz. Başlıyorum.

Cumartesi günü- Kına Gecesi
5-6 gibi gittik. Tabi gitmeden önce evde hazırlanırken çorabımı bir giydim anında kaçtı. Topuklu ayakkabılarla koşa koşa (nasıl koştuğumu siz tasavvur ediniz) markete gittim yeni çorap aldım. Hatta markette bayanın biri bana aldığınız çorap ayağınızdaki mi diye sordu. Evet dedim. Rengi güzelmiş dedi. Öyle dedim çıktım. Gittik. Bu sefer daha güzel bir elbise giymiş kızımız kırmızı kırmızı. Ama makyaj kötüydü. Neyse daha öncede söylediğim gibi aile nişan kına gecesi düğün her türlü şeyi çekmem gerekiyor ya amcam hemen beni arıyor dışarı çıktım nerede kameraman diyor. Bu sefer tripod falan da götürmüştüm elde çekince çok sallanıyor falan diye. Kurdum ettim daha çekmeye başlamamışım başında dikilmek istemiyorum. Gittim takılıyorum öyle. Çocuklar kameranın başında. Düşürürler dediler. Gittim başına açtım kamerayı çocuklar sürekli kameranın önünde oynuyorlar. Arkadaşları geliyor izliyor gülüyorlar bir şeyler oluyor falan. Ben de ekranı tersine çevirdim oynayanlar görsün diye. Nasıl olay oldu anlatıyorum işte XD Sonra sıkıldım bıraktım ama. O nasıl bir çocuk kalabalığıdır. Mahallenin tamamı çocuktan oluşuyormuş gibi hissettim. Yetişkinden çok çocuk vardı yani.
İşte bu yüzden blogumun adı Mahalleye Kamera Geldi. Öyle bir şey ki çocuklar hayatlarında ilk kez kamera görüyor gibiler. Warhol’un “Bir gün herkes 15 dakika ünlü olacak” sözünü haklı çıkartmak istercesine kamera önüne geçmeye hevesli bir nesil daha yetişiyor. Üzülüyorum. Çünkü hatırlıyorum da ben çocukken biri fotoğraf çekmek istese pek az istekli olurdum. Kameralardan kaçardım falan ama utanmak değildi. Yalnızca kameranın varlığı beni rahatsız ederdi, ne gerek vardı. Şimdi öyle değil, gördüğüm üzere. Üzücü bence şimdi buradan şuraya bile çekebilirim konuyu. Bir gün birisi kalksa bu mahalleye gitse (iyi niyetli gözüken kötü niyetli kimseler) çocuk oyuncu aradığını söylese, koşulsuz şartsız bu adamlara çocuk teslim ederler o kadar hevesliler. Ee bu durumda şu ortam insanların suç işlemesine uygun bir ortamdır. Bu durumda suç oranının artması kaçınılamazdır. Öyle değil mi?

Neyse hadi bunun da şimdi eğlenceli kısmı küçük kızlar işte duruyorlar kamera önünde, yanımda falan. Biri birini itiyor sürekli hadi söyle hadi söyle diye. Kız geldi yanıma “Abla bugün çok güzelsiniz” dedi. Şaşırdım güldüm.

Pek eğlenceli bir kına gecesi değildi aslına bakarsanız. Her şey çok baştan savma idi. Ben kız adına gayet de üzüldüm yani nasıl bir aileye düştüyse. (Aile hakkındaki düşüncelerim nikahta da devam edecek) Hele damat gene felaket bir giyiniş sergilemişti. Hadi onu geçtim kızın kendi kardeşleri bile günlük ya da mahalledeki bir komşunun kınasına gider gibi giyinmişlerdi.
Babam kamerayı düşürdü uzun süre fluya düştü kaldı kamera. Düzeldi sonra. Halbuki ben adama kamerayı da tut demiştim beni dinlemedi.

Kına yakılırken de çocuklar ayağımı ezdiler ayrıca. En nefret ettiğim şey. Bir de topuklu giymişim düşünün. Defalarca ayağıma bastılar ezildi ayaklarım. Sonunda kovdurdum çocukları. Zaten ne saçma bir şeydir kına yanacak ön saflarda çocuklar doluşmuş izliyor falan. Bunların aileleri yok mu ya!!!

Kına bitti biz evdeyiz, kendi çapımızda eğleniyoruz kızlarla içerde. Gelinin başına örtülen kırmızı başörtüye taktım kafayı geçirdim başıma. Herkes çok yakıştı hemen seni evlendirelim moduna daldı.

Bu kınada başka bir şeye sinir oldum mu hatırlamıyorum. Gelirse yazarım. Sonuçta vasat buldum.

9 Mayıs- Nikah
İlk kez bir nikaha gidiyorum. Bu kez kısa bir elbise giydim. Rüzgar da vardı kamerayla çekim yaparken bile etek tutmam gerekti. Yanlış zamanda giydiğim yanlış elbiseler kategorisine girdi bugün de.

Ben bu kadar saçma salak bir aile görmedim. Şimdi benim hayatta yapmayacağım şey düğün arabası önünü kesmek. Ama babam illaki yapacaksın falan filan zorla sokağın ortasına koydu beni. İlla zarf dağıtmalarını sağlamam gerekiyor. Tabi bir sürü çocuk dün de bahsettiğim üzere. Adamlar diğer pencereden babama verdiler zarfları sonra gittiler biz de peşlerinden. Neyse zarfları açtım arabadayken. Hakikaten çok kızdım. Zarfların hepsinin içinden PEÇETE çıktı. Görenin cidden ne gerizekalı bir aile diyeceği bir durum bence. Babam sinirlendi. Gelin arabasının önünü kesti ki bu konvoyun içinde 10. Sırada falandık nasıl hız yaptı nasıl önünü kesti. Arabadan indi ya boşver bırak diyorum hayır diyor. Mecburen ben de indim, çekiyorum damat cebinden çıkardı verdi! Anca ondan sonra gitmelerine izin verdi babam. Tabi bu arada çekiyorum dediğim çektiğimi sanıyormuşum XD Kayıta basmamışım. O da benim salaklığım.
Sonra nikah salonunda gelin arabasını kullanan salağı gördük işte şey dedi biz kameramana sonradan verecektik zaten. Ayrıca bana dur demeseler sen beni yakalayamazdın. Babam onun yaşı kadar süredir şoförlük yapacak o ona bunu diyecek ben orda bir süre güldüm falan.
Kısa elbisemle de ne kadar insanı etkilediğimi bilemezsiniz ayrıca. Özellikle bir konuşma çabaları ve benim gayet soğuk bakışlar atmam görülmeye değer vakalardan.
Nikah salonunda çekim yapmak yasaktı. Gayet illegal olarak çekim yaptım ve sürekli çekim adamın gelip yeter artık çekme çekim yasak demesiyle kesildi falan.

Nikahtan sonra kızın ailesinin elini öpmesine bile gerek görülmedi. Hemen arabaya bindirildi götürüldü falan. Bu kadar da yangından mal kaçırma modunda olunmaz ki ama!

Lahn şimdi aklıma geldi iki gündür bir kadın görüyorum hem kınadan önce hem nikahtan sonra bana sosyete Tuğba dedi. Noluyoruz dedim. Nerem sosyete lahn benim! Yok öyle bir şey! Sinir oldum ama hiçbir şey yokmuş gibi davrandım. Biz seni böyle ayırt ediyoruz ablandan falan dedi. Garipti. İşte kızını gelin eden yengem de sürekli gelip bana sarıldı. Onu da anlamadım. Sonra çay dağıtırken de bana yaşımı sordu. 20 deyince tüh falan dedi. Onu da anlamadım. Gayet anlamsız bir akşam olmuş yani.

Aslında haftasonum tümden anlamsız bence.
Bir daha gitmem kına gecesi düğün falan demek istiyorum ama gene zorla götürecekler biliyorum. Mecbur bırakılıyorum. Öfkeliyim sinema okuduğuma ya da ailede kameralarla içli dışlı olabilen tek insan olduğuma öfkeliyim diyelim.

Herkese bol düğünsüz kına gecesiz nikahsız günler geceler diliyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder