15 Mayıs 2010 Cumartesi

Mayıs Çileği'nin Etkisi 1

Yeni bir ayın daha ortasına gelmiş bulunduğumuz bu mutlu(?) günümüzde ben de yeni blogumu yayınlıyorum işte (: Bu kez kısa olmuştur umarım, kısa kısa anlatmaya çalıştım derdimi...


3 Mayıs 2010 Pazartesi
*Yemişim ya yalan söylüyorum tarih bugün değil ama hangi gün bilmiyorum. Kızlarda yeni bir moda başlamış olabilir diyorum, ince ten rengi ve parlayan bir çorap modası herkeste görünce pek hoş bakmadım.
*Bugün Kâbus sahnesinin ilk çekimlerini yaptık ayrıntılı bilgiyi yıl sonunda yazacağım gayet küstah bir blogdan öğreneceksiniz.
*Eve dönerken otobüste eksen problemim geldi aklıma. Hemen kağıt kalem çıkardım. Bir sürü meraklı göz bana bakmakta. Saçma sapan bir şeyler karaladım. Yazım çizdim. Sonra işte bu be bakışı attım kağıda. (Eminim deli görmüşlerdir, sonuçta çizdiği fasulye benzeri adamlara eşlik eden karmaşık çizgiler yığınına aşkla bakıyordum)
*Her şey Mustafa bitene kadarmış, çünkü konuşabilecekleri tek şey sevgililer. (Kim olduklarını anlayan var mı? Anlamadıysanız yakında öğrenirsiniz)

4 Mayıs 2010 Salı
*Yıkanınca geçmiyor kokun –Feridun Düzağaç Ağlarsan Düşerim (Bir söz bu kadar anlamlı gelemezdi, yıkanınca geçmiyor cidden!)
*Kadınlar bile kullanıyor mu nedir bu kokuyu? (Al işte kafayı sıyırmışım)
*Dilara ile Marmara Üniversitesi’nde takılmak. (Kızın biri bana bakışlarını yakaladığım için ay gerizekalı dedi ve ben de Mimar Sinan’da olduğuma deli gibi sevindim. Marmara’da barınamazmışım, onu anladım ve Mimar Sinan’da gördüğümüz dersler hem ustalarından hem de etkili bunu anladım. Mimar Sinan’ı öpüp başıma koydum.)
*Gece moralim bozuldu depresyondayım an itibariyle.

5 Mayıs 2010 Çarşamba
*Kulaklığım dışarı yayın yaptığı için takmadan da dinleyebiliyorum.
*Saçma salak olaylar ama güzeller. (Anlamlı kılanın ben olduğum bir başka boyut var bu tarz şeylerde)
*Dini konulara daldık okulca. Çağrı filmini izledim bi 23. Kez falan. (Neden bu film?)
*Yağmurda yürürken gökyüzüne bakıp gülümseyen adam Tanrı’ya gülümsemektedir. (Bunu ben buldum. Öylesine bir hikayemde öylesine bir görüntü olarak ortaya çıkıp bunun anlamını bulan bir görüntü.)
*Puanı yüksek olduğu için, sinema sevmiş olduğu için gelen çok bizim okulda. Ama sinema yapmak için gelen adam çok az. (Ben neyim peki? Bir başkası benim hakkımda ne düşünüyor ben bu okula neden gelmişim, bilen var mı?)
*Mucizeler çağında yaşamak isterdim. Bir peygamberi görmüş olmak. (Sanırım bu ciddi bir istek)
*Duygu hoca “kâbusu iyi çekin” dedi. (Yorumsuz umarım çekeriz dedim)

6 Mayıs Perşembe
*Bugün bebek atölyesinin son günü olmakta. Ve ben okula gitmemek için her şeyi yapardım. (Sabah ağlıyordum ve birkaç lityum birden içmeden normale dönemedim.)
*Otobüste önüme oturan takım elbiselinin kokusunu duymak için hareket yapmak. (Hani vardır ya bir koku duyarsınız o tarafa doğru bir kafa hareketiyle koklarsınız falan öyle bir şey)
*Beni yere itti. (Valla itti yalan değil)
*Bebek çekimleri bitti 14.30 falandı.
*Ben tatminsiz bir insanım. (öyleyim)
*Tatminsizlik duygusuyla savaşıyor. Bu iş kimi tatmin eder ki. Bebek bile olsa benim bu duyguyu hissetmem gerekiyordu ama işte çok mutsuzum. Çok mu şey istemişim? (Bilmem)
*Telefonundan müziği kulaklıksız dinleyen şahıs. (Çok gıcık bir durumdu otobüste hem de yani)
*Benim için etkileşimin yaşandığı her an önemli. (Kesinlikle önemli. Her etkileşimle garip bir anlamda o bilmese de bağlanıyorum)

7 Mayıs Cuma
*Okulda boş geçen bir öğleden önce. (Yalnızca sinema dergisi okudum)
*Okuldan çıkmak ve Emir, Dilara, Deniz üçlüsüyle buluşmak.
*Topkapı Sarayı, Kadıköy, pilavcı. (İlk kez Kutsal Emanetleri gördüm ve inanamıyorum şu anda o gerçekten Hz.Musa’nın Asası, o kılıçlar bildiğimiz savaşlarda kullanılmış kılıçların gerçeği, o eşyaların hepsi yalnızca tarihini bildiğimiz zamanlara mı ait inanamıyorum buna, o kadar uzak bir gerçek gibi geliyor ki…) (Ayrıca pilavcıda pilav yemek konusundaki önyargılarım yıkılmıştır gün itibariyle, tekrar tekrar gidip yenilebilir XD)
*Eve dönüş.
*Emir pilavcıdayken bana; “Ne kadar mutsuz yemek yiyorsun?” dedi. Deniz de aynı şeyi söylemek istediğini söyledi. (Bu durumda ben yemek yerken neden mutsuzum diye sormak bana kalıyor)
8 Mayıs 2010 Cumartesi
*Yazarken bile hala etkisinden midem bulanıyor. Dün kabus sahnesini bitirdikten sonra uyuduğumda hiç rüya görmemiştim. Sandım ki düzeliyor kabus görmüyorum artık. Dün akşam hatta sabaha doğru (çünkü bu kabusla uyandım) rüyamda birini(O da okuldan biri) bir adamın elinden kurtardım ve aynı adam bana tecavüz etti. Ve beni onun elinden kısmi olarak kurtaran Seda’ydı. Korkunç bir rüyaydı üstelik mekan da yaşadığım yerin yakınlarında bildiğim bir yerdi.
Üstelik anlamı da; Rüyada tecavüze uğradığınızı gördüyseniz, aşk hayatınızda birtakım sorunlar yaşayacaksınız belki de ayrılacaksınız. (Rüya saçma salak, anlamı ondan daha salak XD)
*Valla sayacaktım kaç tane cam sildiğimi ama o kadar yorulmuşum ki saymaya halim yoktu. Üstelik nerdeyse cam silerken düşüyordum. Malum o kadar çok düşünürsen sonu böyle oluyor. Allahtan tek katlı bir ev.
*Kına gecesi

9 Mayıs 2010 Pazar
*Dün gece abartıp 3 kâbus gördüm hala etkisinden bunalımlı dolaşıyorum. Uykusuzum, çok yorgun hissediyorum. Sürekli bölünen uyku ne kadar dinlendirir sorusunun cevabıyım: Hiç.(Kabuslarımı anlatmamalıyım. )
*Zihnimi meşgul eden bir ayrıntı; ben ona sen benimleyken onu düşünüyordun dedim ve buna hiçbir tepki göstermedi. Bu durumda ben düşündüğümde haklıymışım ve bu durumda da ne oluyor?? (Sonradan bu yazdığımın ona sevgili msnim tarafından gönderilmediğini öğrendim.)
*Nikah bir fiyaskodur.

10 Mayıs 2010 Pazartesi
*Ben sadece hayatı deniyorum. (Yaşananlara şöyle bir baktığımda elde ettiğim sonuç budur)

11 Mayıs 2010 Salı
*Bugün dedim ki ulan alınmayacak olsa ütopyamda bu kokuyu yasak ederdim. Alınmazmış bu durumda yasakladım gitti!. Yıkanınca bile çıkmıyor koku ne kadar sıktıysam üzerime. Bütün kıyafetlerime bulaşmış. (Giymediğim kıyafetlere de dolaba astığım kıyafetlerimden bulaşmış)
*Capture yapmak bile bir sorun. (Valla öyle şimdi yalan yok)
*Teoman ayağa düştü. (Teoman’dan soğudum bugün, ne öyle üniversite bahçesinde hoparlörle Teoman açıp dinlemek, ne kadar saçmadır…)

12 Mayıs 2010 Çarşamba
*Cingöz Recai’ye sinir oldum. Adam hem Arsen Lüpen’i alt etti hem de Sherlock Holmes’ü tuzağa düşürdü. Yok böyle bir şey ya. Hem Mehmet Rıza’ya da yazık değil mi?
*Hadi Sayanora! (Sabah nerden geldiyse geldi aklıma Hadi Sayanora nedir ya Yarı Türkçe yarı Japonca XD Zaten bugün Julia Sax diye bir kısa film izledik orda da İngilizce konuşma modasından bahsediyordu ve herkes yarı İngilizce yarı Türkçe konuşuyordu.)
*Aşık olacağım hatta olduğum adam dünyanın en şanssız adamı olurdu onun için aşık olmaktan vazgeçtim ve ruhumu az kullanılmış olarak şeytandan geri iade etmesini istedim hala bana geri dönmesini bekliyorum. (Vallahi vazgeçtim.)
*Gençler çürüyor yapacak bir şey yok.
*Kızıyor ama kızıyor gibi değil (Sami hoca bugün işte bir filmi anlatırken, öyle dedi adam kızıyor ama kızıyor gibi değil nasıl yani!?)
*Sonunda aradı mutluyum. (ya evet, eski dostların seslerini duymak iyi geliyor bana)
*Neye kime sinirlendim bilmiyorum.
*90’larda çekilmiş kısa filmlerin tadı bir başka oluyormuş bunu anladım.
*Sami hoca bile Japonlardan bahsetti bugün.

13 Mayıs 2010 Perşembe
*Hayatında nasıl bir yol açtığımı merak ediyorum
*Hepsi sıcak yüzünden (Vallahi geberiyorum sıcaktan kendi adıma)
*Rammstein’dan sonra MFÖ dinlemek nedir ya (Benim mp3üm sağolsun dinletiyor adama.)
*Kedinin arkasından “Sen sevgiden ne anlarsın salak” diye bağırmak (Günün en anlamlı sözüdür eminim, kediye bunu söylemek. Sonra kaçıp gidip tekrar yattığı köşede bir kez daha sıkıştırınca çareyi gene kaçmakta bulmuştu XD)
*Bütün gün pudra şekeri yemek mutluluğu.
*Hem sinir bozucu, hem manyak mutlu bir gün… Dostları olmalı insanın, kravat alabildiği, saçmaladığı, güldüğü, plan yaptığı, konuştuğu, konuşamadığı, kırıldığı, sinirlendiği…

14 Mayıs 2010 Cuma
*Gene okulda çilek yerken gözümün önünde… (Hatırlarsınız ki daha önce de okulda çilek yerken karşımda olduğundan bahsetmiştim bugün gözlerimi kapatmışım ilk çileğimi ağzıma götürmekteyim ve aklımdan şimdi karşımda olsa diye geçiyor gözlerimi açıyorum karşımda bir yerlerde oturuyor. Oha yani tesadüfün bu kadarı olabilir diyorum!)
*Çilek yemeyi seviyor olabilir mi? ( Heh bak bu da başka bir tesadüf şimdi ben çileği çok seviyorum ya düşünüyordum ki yemeğe gelen herkesten birer çilek alsam bir sürü çilek yemiş olurum. Bir baktım bu herkesten çilek alıyor.!!! Mutlak kader demek istiyorum!)
*Bütün gün boş boş bekledikten sonra kabus dekorunu temizlemem gerekti tek başıma. Dizlerim soyuldu, bacağım kesildi, ellerim mahvoldu, cif yüzünden gözlerim yanıyor. Suç bende! (ayrıntılı bilgi bir başka blogta)
*Kardeşim bilgisayardaki verileri kaybettiğini söylüyordu. Annem o sırada günün en anlamlı sözünü patlattı: Yere falan bak oralara düşmüştür! (Tamam kadın bilmiyor da söylüyor ama gayet de süper bir cümle sarfetmişti! XD)




Bu durumda Mayıs'ın ikinci yarısında görüşmek üzere herkese güzel Mayıslar (:

0 yorum:

Yorum Gönder