31 Mayıs 2010 Pazartesi

Mayıs Çileği'nin Etkisi 2

Tamam gene bir gün geç yazdım ama olsun geç olsun güç olmasın: İşte Mayıs’ımın ikinci yarısı… Pek eğlenceli olduğu söylenemez. Hatta düşünürsek çok mutlu olduğum insanlar dışında baya trajik bir mayıs yarısı olmuş, neyse görün bakalım…
17 Mart 2010 Pazartesi
*İnsan bu kadar geri zekalı olur. Doktor önlüğünü alıp yıkamaya götürdüklerini sanmasam ben alıp götürürdüm. Ama onlar buruşturup bir köşeye atmışlar bugün gördüm. Sinirden kudurmuş durumdayım. Bir de adamlara çekimlerden hemen sonra getirir teslim ederiz diyorlardı. (Böyle işte…)
*Aceleyle 20 dakikada doldurulmuş Sanatlar ve Sinema vizesinden 90 aldığını öğrenmek. (Müthiş bir zevk anlatamam. Bir yere yetişmek için o kadar acele ettim ki düşüncelerimi yazarken sonraki yazacaklarımı beynimde bir sıraya hızlıca yerleştiriyordum. Hak etmişim laf yok döverim :D)
*Çamaşır yıkarken fazla sıcak suya elimi sokunca elim yandı. (Çok aptal bir izi de kaldı, teşekkür ediyorum o önlüğü öyle bırakanlara)
*Çok gereksiz hissettim. (Gene bırakmışım, çocuk artık bilmeden ağzımda sakız oldu bilmiyorum daha sonra yazdım mı bu konuda ama bu son bence! :D)

18 Mart 2010 Salı
*Hala çok gereksiz hissediyorum.
*Uğur Özakıncı’ nın ölüm yıldönümü 2004 yılında ölmüş. (6. Yılı. Bütün gün neden moron gibi gezmişimin cevabı, gerçekten kalemine güvenilecek bir insanmış ama daha yazabileceği hikayeleri bitmemişken daha hayal gücüne bir sınır gelememişken hayatına bir sınır dayanmış. R.I.P.)
*Pc seveceği adamı iyi biliyor. (İki kişi oldu hala daha yazdıklarına pcnin sansür uygulamadığı, bence pc adam seçiyor, bence msnim bana aşık, bence cidden bir şeyler kafayı yemiş bu pc de)
*Moralimi bozmayın insancıklar (Valla bozmayın ya hiç uğraşamayacağım)
*Bu koku yüzünden intihar edebilirim. (Geçti artık o zamanlar, şimdi yeni kokuların peşindeyim. Koku manyağıymışım sanırım, parfümlerinizi uzak tutun yoksa aşık olabilirim.)
*Sen benimdin
Hiç benim olmadan
Bedenin ve ruhunla
Ayrı olduğunu sandığın dünyadan
Yalnızca bir ince çizgi kadar ayrıydın
Haberin var mıydı? (bunu kime yazdığımı hatırlamıyorum acaba kim kırdı kalbimi ya neyse bulurum)
19 Mayıs 2010 Çarşamba
*Süpürge saçlıymışım ben. (Kuzenim bana süpürge saçlarla çıkma sokağa dedi ya. İnsan ilk kez açık saçlı gördüğü insana bi şaşırır bi tepki verir. Bunda ne gezer… Küstüm artık toplu gezeceğim.)
*Kapıya sıkışan ayakkabı bağı. (Ah evet günün düşündükçe gülünecek anısı. Evden çıktık, kapıyı kapattım adım atacağım ayak gitmiyor XD. Bağcığım kapıya sıkışmış mecburen zili çalıp bağcığımı almam gerekti. )
*Cam sileceğiyle bulaşık yıkamak. (Kuzenim işte. Halam bulaşık deterjanı ne diyorlar ona neyse işte onun içine camsil koymuştu. Şişesini bir şeyde kullanacaktı. Kuzen gitti bununla şurada iki bulaşık var makine çalışmasın diye yıkamaya başladı bir yandan da köpürmüyor diye dolduruyor. Söylemeye çalışıyorum onun camsil şeysi olduğunu anlatamıyorum. Neden sonra anlatabildim de gülme krizine soktum kendisini.)
*Kuzenim bana sinema okuyup da tv ye mi çıkacağımı sordu. (İki sene geçti nerdeyse bölüme başlayalı böyle bir soru yeni aklına gelmiş hatunun. Cahil olsa bir şey demeyeceğim ama garip karşıladım bu soruyu. Ne olacağımı bugüne kadar sormamış öğrenmemiş, bölümümün ne işe yaradığını hala bilmiyor olabilir mi gerçekten şaşırdım.)
*Moda manyağı insanlarla alışverişe çıkmak budalalığı. (Üzgünüm moda benim tarafımdan hoş karşılanmıyor. Hatta bu senenin modası kırmızı beyaz lacivert olduğu için kıyafetlerimi gözden geçiriyorum var mı aralarında diye, varsa çıkaracağım çok sevdiğim halde biliyorum.)

20 Mayıs 2010 Perşembe
*Hanımellerinin kokusu sabah sabah yağmurdan sonra burnuma doldu. (Ah ne güzel bir andı o an!)
*Bir de bana bütün arkadaşları verdiği karardan dönmez diyorlardı hani nerede? Bu değildi aslında yazacağım ama yazacağım şeyi unuttum. (Bunun sebebini bir arkadaşı bana çok güzel izah etti kendisinin benimle ilgili düşüncelerini, kendisine teşekkürü borç bilirim ama istediğini de yapmayacağım.)
*Yazılarım aynı kalıyor ama bu yazı yazıldıktan 3 gün sonra aynı düşündüğüm anlamına gelmiyor. (13 Mayıs Perşembe’ye geri gidilirse anlamı daha net ortaya çıkacaktır.)
*Deniz bana DEFOL dedi. (Der… (:
*Artık Sailormoon’da dinleyemiyorum. (Üzgünüm, ben cidden komplike bir insanım)
*Çağıracağız görüntüleri gelecek. (Bu sözü sevdim.)
*Görüntülerin rengi açılacak (Açmadım, Serdar 31 Mayıs’ta görmüştür herhalde hocanın da söylediği şekliyle çamur gibi görüntülerin var olduğunu ayrıca ben ona o kadar söyledim baba bir parça daha girsin diye ama nerdeeee…)
*Ben öyle yanlış ve yalnız kaldım ki…Senin iki aşkın arasında… (Ben yerimi öğrendim bir hafta önce merak etme)
*Işık ya! Serdar!! (Ama ama ama… )
*Bugün 5,5 saatlik bekleyişimin ardından KABUS görüntülerini görmüş bulunmaktayım. Seda’yla baya güldük çekimlerimize. Eve de geç döndüm yüzümde kocaman bir tebessümle ama ne yazık ki gecenin ilerleyen saatlerinde elimde olmayan ama başkasının elinde olan sebeplerden ötürü (Ulan mutlu olduğum yada ertesi güne kadar neşeli keyifli kalmam gerektiğini bile bile bana böyle saçmalıklarla gelinmesin lütfen ya) moralim bozuldu. (Yorumsuz, kimse hatırlamaz ama benim için değerli bir günü mahveden birileri vardı)
*Üstelik siyah elbisemi de 1 saat aramama rağmen bulamadım. (Ciddi anlamda bir aramadan sonra bir başka gün bulundu.)

21 Mayıs 2010 Cuma
*Ben ve yağmurdan kaçmak (bu başıma ilk kez geldi…)
*Bu senenin modası pembe sanırım, bir daha pembe giymeyeceğim bu sene. (Giymem vallahi)
*Ben ilklerimi an itibariyle tükettim. (Yok yok bugün bakıyorum da daha değil)
*Sabah gelmem gereken saatten 25 dk önce asistanlar odasının kapısında dikildim. Gayet düğüne gider gibi süslenmiş bir vaziyette kurgu odasının açılması için Esra ablayı bekledim. 3.asistan olarak geldi. Kurguya bizimkiler gelmeden girdim. Görüntülerimi ayırmayı bitirdikten sonra geldiler onlar. Kurguyu yaptık onda sorun yoktu da sesleri eklemek için hard disk takınca pc den virüs bulaştı.(tekrarlıyorum Esra abla gelmeden önce pcye harddiskimi takmıştım virüs bulaşınca hiçbirşey yokmuş gibi taratması için verdim ben zaten evde deli gibi virüs taramasından geçirmiştim gelmeden, Afif abi sildi ama virüs tekrar bulaştı pcden falan.) Neyse bitti export ettik (evde içime sinmeyen bir yer görsem de o kadar kusur kadı kızında da olur efendim) sesler süper oldu bir kere, görüntüler biraz karanlık doğrusu, biz çekerken monitörde gayet netti görüntüler, Serdar’da ışığı iyi yapmıştı kendince ama görüntüler cidden karanlık çıkmış bazı yerlerde kızın yüzü hiç yok umarım hoca bize takmaz. Bitirdim kurguyu, Savaş’ın kuzenine bizim okuldaki bir işi için yardım etmek üzere Kabataş’a gittim. Yolda Aslı ve Samir’le karşılaştım. Samir bana bizim okula gelirken öyle böyle buraya gelirken güzel giyiniyorsun dedi. Ben de okuldan geldiğimi ve bu şıklığın Kabusu bitirme şerefine olduğunu söyledim. Başka okuldan öğrenci giremiyormuş bunu öğrendim.
*Anlatamayacağım şeyler de vardı bugünle ilgili… Test, Krizler, konuşmama, hastane…
*En kötüsü bunun Emir’in geleceği gün olmuş olması, ben ne hayaller kurmuştum onu karşılayacaktım falan ama işte olmadı, üzgünüm…

22 Mayıs 2010 Cumartesi
*Yapacak iş bulamadığımdan Bebek filminde kullandığımız ve yeni yıkanan oyuncağımın saçlarını taradım düzelttim.
*Çok gereksiz bir gün oldu, Emir’le buluşamayınca…

23 Mayıs 2010 Pazar
*Saat: 10.30: An itibariyle deli gibi gülümsemekteyim. Nitekim bugüne kadar ne söylediysem çıktı hani dedim ki bu sefer belki bir ihtimal görelim bakalım. Gene benim dediğim olmakta… Üzülmüyorum, cidden üzülmüyorum.
*Yalnızca neden benim de sıkılmamı beklemedi. (bunu dert edebilirdim ama an itibariyle etmiyorum)
*Emir’le buluşma. En eğlenceli pazarlarımdan biri. Üstelik çok fazla şey yapmaya da gerek yok. Önce nereye gideceğimizi bilemez şekilde Rexx’in sokağına saptık, gördüğümüz şirin bir cafe/bar tarzı bir yere oturduk, yılın 3.limonatasını içtim (2.sıraya koydum), konuştuk, gereksiz insanlardan bahsettim bol bol, Emir sinirleniyor ama ses çıkarmıyor biliyorum. Kalktık, sahile doğru yürüdük ama sahile inmeden sahil boyu bir yürüyüş yaptık. Sonra geri döndük, Emir Reşit’i aradı onlar daha plan yapamadığı için biz ne yapacağımıza karar vermeye çalıştık, çalışırken baya yorulmuş olduğum için bir ağacın dibine çöküverdim Haldun taner’in önündeki, Emir’de oturdu, birlikte ne yapacağımızı düşünürken dondurma yemeğe gidelim dedim ama dediğimden 5 dakika sonra kalktım yerimden. Özsüt’e dondurma yemeğe gittik, harika bir dondurma sipariş ettim, gördüğüm zaman hayran kaldım o kadar yani. Sonra Reşit ve Elif geldiler, oturduk konuştuk, sonra Deniz geldi, muhabbetler daha bir şenlendi falan. Ben biraz sönük kaldım doğrudur, nitekim yeni tanışıyorum onlar birbirlerini senelerdir tanıyorlar ama onları çok sevdim buna eminim. Sonra benim için ayrılma vakti. Emir beni otobüsüme götürdü. (Yorumsuz bir gün her anı keyif dolu, her anı sımsıcak, keşke her günüm böyle olsa)
*öğrendiklerim canımı acıttı. (Ama gene de boşver be kaptan, sen yoluna devam et)
24 Mayıs 2010 Pazartesi
*Kendini ayaklar altına almış birisin sen!
*Bugün katlanamıyorum insanlara. (Her davranışları iğrendiriyor beni.)
*Aşka elimi bile sürmem ben hatta adını bile almam ağzıma, yakınımdan geçmesin de rüyası (Mümkünse evet, hatta gelirse boğarım acımam söylemedi demesin sonra aşkın katili olurum vallahi)
*Vişne suyu bile acı geliyor bugün. (ilaçların etkisi de olabilir öğrendiklerimin iğrençliği de olabilir)
*Onunkinden daha büyükse olsun mümkünse. (Şimdi görünce gülme krizi geçirdim)
*Bugünün en önemli olayı Dostum D’nin doğumgünü. (İYİ Kİ DOĞDUN D.!)
*Düşünmekten mide kanaması geçireceğim. (Belki de geçiriyorum)
*Çizim sınavı. (Seviyorum zor olsa da)
*Hoşlanmadığımı anladım tekrar. (Neyden hoşlanmamak çözemedim şimdi)
*Kurgum olmadığı halde kurguya girmek. (Çok mu meraklıyım neyim:D)
*Kızlara vaziyetin iğrençliğini anlattım ve onların da öfkesini onun üzerine çektim. Birlikte intikam planları kurduk falan. (Tabi uçmuş intikam planları bunlar, yapabileceğimiz şeyler değil ama gene de eğlenceli be.)
*Deniz’le 15 dk, Bilgehan’la 5 dk. Görüşme. Diğer insanlarla görüşmekten bin kat daha keyifli 20 dk. (Ah evet keşke her günüm onlarla geçse dediğim bir başka insan topluluğu)
*Yasemin bana “böyle daha ele avuca gelir olmuşsun” dedi. Kırmızı pantoln, beyaz t-shirt vardı üzerimde. (İşte pantolon giymeme sebebim, etek daha normal duruyor!!!)
*Merdivenlerden düştüm, popom acıdı. (üç gün acıdı vallahi)

25 Mayıs 2010 Salı
*Sınav yok, dinlenmek istiyorum ama dün akşam ilaç içtiğim için diken üzerinde olma durumu var bir de tabi ilaca yenilmemek için uyumamak.

26 Mayıs 2010 Çarşamba
*Eskiden dinlediğim metal müzikleri hala ezbere biliyor olmanın verdiği haz. (Rammstein unutmamışım)
*Günün en anlamlı sözü: “Sana yakından bakmak istiyorum’un anlamı o değil, bu!!!” (Sanırım yalnızca yaşayan anlar!)
*Günün en anlamlı ikinci sözü: “İki senedir bekliyorduk, ayağındaki kurdeleler hoşuma gidiyor.” (Bunu da yaşayan anlar heh!)

27 Mayıs 2010 Perşembe
*Gecenin bir yarısı kalkıp onu düşünmek heyecanı… (Şimdi de hınzırca gülümsemek hatırlayınca)
*Garip bir saatte uyanmak, partide görevli olduğunu öğrenmek,izin almak..
*Otobüste bir kadınla bebeği hakkında konuşmak
*Parti zamanı, benim için 10 dan sonra başlıyor tabi. Bir bira, bitince 3 arkadaşın biralarından yapılan bir bira daha, birkaç yudum içilen şarap, güzel bir gece, üstelik yılbaşı partisinde olduğu gibi keyfim de kaçık değil, mutluyum. (hatta bunu başka şeylere de bağlayanlar gördüm ben ama ciddi anlamda keyifli bir gece geçirdim.)
*Ben hiç dün çizgilerde yürümeyi beceremeyenlerden olacağım. (Sarhoş olmasam bile aldığım ilaçlardan ne kadar düz yürüyebilirim ki)
*Gecenin bir yarısı uyandım bir baktım Göktuğ rüyama girmiş. (Şimdi ne gördün diye sorsan hatırlamıyorum)

28 Mayıs 2010 Cuma
*Sabah sabah gelen mesajlardan sonra o demir karyolalara ayağımı vurup sakatlamak (Evime gitmek istiyorum)
*Bundan sonra kimseye haddinden fazla değer verilmeyecek (öyle)
*Seninle savaşmayı bırakıyorum. (Şimdi ilaçların etkisiyle biriyle savaşmayı bırakmışım ama kim bu hiç bilmiyorum)
*Yarını düşünmekten
Bugünü unutanlardanız biz
Yaşam kavgamız
Beşiğimizde başlamış
*Tuluğ’la buluşmak, sevimli, çok sıcak bir gün. (Seviyorum ya içten bir kız ve neden birileri bu kızı üzer anlamıyorum anlamayacağım da muhtemelen…)
*Geri dönüş.

29-30 Mayıs 2010 Cumartesi-Pazar
*Hatırlamıyorum. (Eve geri dönmek istiyorum)

31 Mayıs 2010 Pazartesi
*Hoca Bebek filmimizi izledi. Geçip kaldığımız belli olduktan sonra ayrıntılandıracağım.
*Bu arada Ulviye DOĞRU TAHMİN AMA LÜTFEN KİMSEYE SÖYLEME! :D
*Bazen bazı şeyleri olduğu gibi bırakmak gerek. (İlham okul bahçesinde geldi.)
*Bana acilen büyümen lazım dedi. (Duygu hoca bana gözlerimin içine bakarak söyledi bunu: Senin acilen büyümen lazım. Keşke anlasa beni büyürsem Küçük Prens gibi gerçek gezegenime özlediğim gülümü görmeye gitmek isteyeceğimi…)
*Sıcaktan gözlük bile takamamak durumu.

Mayıs’ı da bitirdik işte… Herkese Mutlu Haziran’lar…

1 yorum:

Dr dedi ki...

günün nasıl geçti sorularıma verdiğin cevaplarından oluşan bir günlük tutup her onbeş günde bir karşılaştırma isteği doğuruyor blogların içimde =)
Evet okuyorum, keyif alıyorm bazı yerlerinden, bazı yerleri tepemi attırıyor, bazı yerleri (çoğu yeri) yazar-okuyucu taraflarından ayrı 3. bir kişiye özel notlar olduğundan hiçbir anlam veremiyorum.
Sanırım nasıl hissettirirse hissettirsin yazılarını okumaya devam edeceğim.

Yorum Gönder