10 Temmuz 2010 Cumartesi

Geç Kalmış Haziran Günlükleri1

Haziranımı Temmuz ortasında yazmam gerekti. Sinema filminde çalışmak kadar yorucu bir iş yok sanırım. Hiçbir gününüz size ait kalmıyor. Sizi eve erken gönderseler bile bir şekilde eve gece 1den önce evinize ulaşamıyorsunuz. Yorgunsunuz, açsınız, toz içindesiniz. Doğal olarak bu blog u da yazamıyorsunuz. Haziran’ım çok renkli geçiyordu zaten bir de sinema filmiyle daha da renklendi. İlk yarısını şimdi yayınlıyorum, bu yarısı işe başlamadan öncesi, bir sonraki yazım ise işe başladıktan sonrası olacak. Ben yaşarken keyif aldım Haziran’ımı…

1 Haziran 2010 Salı
*Amaçsızca trafiği izlemek: Çocukken bayılırdım bunu yapmaya. Zincirlikuyu’da oturuyordum merdivenlerde. Hiç bir şey beklemiyordum. Yalnızca oturuyor ve izliyordum trafiği. (Amaçsızlığım benim...Hayatımın geri kalanını düşünmek istemiyordum)
*Sonunda ilkokuldayken okul zilim olan müziğin nereden geldiğini buldum. Avcılar tarafına giden metrobüs duraklarında metrobüs kalkarken çalıyor. (Ben de gaipten duymaya başladığımı sanmıştım neyse ki zamanında buldum.)
*Bu konuda yazmayacağım.(Yazmayacaktım ama gelişen durumlar olduğunu düşünürsek yazmam gerekir mi gerekmez mi bilemedim. Gene de yazmayayım unutulsun bugün)
*İçim rahatladı biraz.
*Limonatayı 6. Sıraya koydum kötüydü.(Kötü)y

2 Haziran 2010 Çarşamba
* Sabah erken uyan. Okulum bitti, dün de bugün de erken uyandım kim bilir yarın da erken uyanacağımdır.
*Kardeşimin okulunun tiyatrosunun provasına gittim kardeşimle.( Ne uzun bir tanım oldu.)
*Provalarda görüntü almanın anlamsızlığını daha ilk dakikalarda anladığım için ben de kardeşimle birlikte ses odasına gittim. Orada takıldım hatta bir ara aletlerin başına geçip ses bile verdim.(Çok yenilikçi insanım her işe el atıyorum gördüğünüz üzere.)
*Etkileyici miyim, bana mı öyle geliyor, yoksa insanlar mı öyle davranıyorlar. Üçlemde kaldım.
*İşte içeride makara ederken Ece msj atmış kardeşimden aradım, atölye sonuçlarının açıklandığını öğrendim. Odaya bir hızla dalıp “Atölye sonuçları açıklanmış” diye bağırdım. (orda tanıştığım ses sistemini kullanan adamlar da vardı gözüm hiç bir şeyi görmemiş o durumda) İşte geldim bakmalıyım, öğrenmeliyim diyorum. Orda internet bağlı pc vardı. Adamın da azıcık işi vardı, beklerken heyecandan ölecektim. Face’e mi bakacaksın diye dalga geçiyordu. Yok dedim notlarıma bakacağım. Herkeste bir heyecan dalgası. Geçtim pc başına. Napsam site açılmıyor. Bazı işlemlerden geçtikten sonra açıldı. Sonunda girdim. Notlar gözümün önünde bir süre göremedim. Hani nerde yazıyor diyorum! Uygulama Atölyesine Giriş : C! Ben :Şok!. E verse yeterdi C vermiş C’yle geçmişim. Herkes notlarıma bakıyor tabi bu sırada şu nedir bu nedir. A var Neymiş ders falan diye. Heyecanımı gayet şirin insanlarla paylaştım yani. Ve evet ikinci şaşırdığım şey ki bunu evdeyken zaten görmüştüm Sanatlar ve Sinema dan A almışım. Sanatlar ve Sinema bile olsa (dersi küçümsemiyorum asla) A almış olmak benim için çok önemli bir olay. Çok mutlu oldum ve Sanatlar ve Sinema’da düşündüklerimi yazmaktan da hep mutluluk duymuşumdur. Öyle işte.
*Bu mutlu anı kutlamak için tabi çıkışta Burger King’e gidildi. :D ve LİMONATA içildi. 7.sıraya koydum çok daha kötüydü.
*Sonunda MAGNUM BEYAZ yiyebildim. Yazın ilk beyazı. Hiç bitmesin istedim.(Beyaz çikolataya dayanamıyorum)
*Tabi sinirli bir gündü. Hani ben böyle tiyatro yapan adam görmedim. Ne bu şımarıklık anlamadım. Hocalara davranışları da iğrenç tabi. Ve gittim düşüncelerimi hocalarıyla bile konuştum.
*Eve geri dönüş.
*Premiere CS4’le yakın ilişkiler içine girmek.
*Tamam şu söze bittim Mukuru (ya gene gülüyorum kusura bakma) söyledi: “Ahaha bi de o eksikti evimdeki son kaktüs” Şu şekilde size bir anlam ifade etmiyor olabilir ama sinema cidden kaktüs ya XD (Ben ona seni bir de sinemacı yapalım dedim onun için söyledi bunu. Haklı ama bir kaktüse daha ihtiyacı yok ki)
*Bugün Emir bana uzun zamandır aradığım eski bir smileyimi atmış bulundu. Mutlu oldum. Tabi bilmiyordu onu o kadar zamandır aradığımı.
*Bugün cidden güzel bir gündü ki, hani ben bolca mutlu oldum güldüm ve sonrasında ağlama krizine girmedim.

3 Haziran 2010 Perşembe
*Erken uyandım gene.
*İki gündür göz makyajımı silmiyordum bugün sildim. (Tembelliğe gel bunun yüzünden yastık kılıfı değiştirmem gerekti ve bu durumda iki kat çalıştım zamanında silsem olmayacak böyle bir şey)
*Yeni aldığım babetlerimin yırtıldığını fark ettim. (Nefret ediyorum ayakkabılarımı düzgün kullanmamaktan.)
*Müge Anlı’yla tatlı sert programında gördüğüm 32 yaşında annesinin evden kovduğu çocuğa güldüm. (Çocuk oraya annesi evden kovduğu için çıkmış bir adam aradı çocuk İzmir’de oturuyor adam Konya’dan arıyor ve diyor ki bu adam benim özürlü kızımı dolandırdı, internetten resimlerini atmış kızımı dolandırmış. Çocuk oraya ne için çıktı neyle karşılaştı. Cidden komik)
*Pera’da hafta içi Aya Yolculuk temalı filmler kuşağında öğlen seansı bulunmadığını gördüm. Bunu Mukuru’ya söylemeliyim. (Şanssızız)
*O kadar aramaya rağmen Hi8 kamera kasedi bulamadık. Başkasına buldurduk ve adama PAL mı diye sorduğumuzda adam PAL dedi, gelen kaset NTSC çıktı.
*Erkenden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne gittik.
*Bir sürü aksilik olmasına rağmen ben bir arkadaşımın da yanımda bulunması sebebiyle kendimi mutlu hissettim.
*Üstelik belediye başkanını bile görmüş bulunmaktayım.(Bu adama oy verdim ben!)
*Bir daha bu elbiseyle ince sutyen giymeyeceğim.(Haklıyım bunu söylemekte. Elbise aşağı çekiyor)
*Bir sürü güzel renkli fotoğrafım oldu.(O rengi seviyorum fotoğrafta.)
*Yorucu bir günün ardından kısa sürede eve dönebilmenin dayanılmaz güzelliği.
*O kadar yorulmuşuz ki kardeşim kamerada kaset olmadan kasedi geri sarmaya çalışıp bana gelip bu sarmıyor dedi. Ben de içinde kaset yoktur dedimXD

4 Haziran 2010 Cuma
*Sonunda geç uyanmak. Öğlen 3’te uyandım.
*Film izlemek dışında bir şey yapmaya dayanamamak.
*Günü öylesine geçirmek. Ya da yaptıysam bile hatırlamamak. (Hatırlamıyorum)

5 Haziran 2010 Cumartesi
*İlacımı içişimin 2.günü. Bugün 11.30 da uyandım.
*Gene film izlemekle geçirdim günümü.
*Unutmak istediğim anıları unuturum.
*UZAKTAKİ YAKINIMA…

6 Haziran 2010 Pazar
*Günlerdir durağan film izlemekten durgunlaştım. Buradan Alican’a en derin sevgilerimi gönderiyorum.(Bir daha Alican’a bu kadar film indirmeyeceğimi bildiriyorum)

7 Haziran 2010 Pazartesi
*Naptığımı gene unuttum, demek ki kayda değer değilmiş. Kesin mal gibi durağan filmler izlemeye devam etmişimdir.
*Adını vermemden rahatsız olan dostumla buluştum. Dondurma yedik.(Hehehehehe)
*Yavaş yavaş yağan yağmurun altında yürüdüm usul usul.(Aklımda olmayan düşünceler)

8 Haziran 2010 Salı
*Bugünün koku menüsünde yağmurdan sonra etrafı saran ıhlamur kokusu var. Müthiş bir şey. (Koklanmaya değer buluyorum.)
*Trafik olacağını bilsem daha erken çıkardım. Değiştirdiğim taşıt sayısı 5’i geçti okula gitmek için.
*Bütünlemeye gir ve çık. Acısız, biraz canım yandı ama olsun önemli değil. Bitirdik, geçsek de alan razı veren razı, kalırsak MSGSU’nün şanındandır.
*Yağmur şakır şakır yağarken oturduğum yerden kalkıp ıslanmaya gittim. (Seviyorum ıslanmayı)
*Okuldan çıkınca MUKURU ile buluşma(tamam gülmüyorum tamam intikam planları yapma (:) (Mukuru deyince aklıma Totoro geldiği için gülüyorum da)
*Çilekli limonatayı bu yıl içtiğim 9 limonatanın en üstüne koydum. Bu limonata Tramvay’ın limonatasını çok fena solladı yani. (bir daha içmeliyim şimdi tadını tekrar hissettim)
*Animeler üzerine konuşma.
*Eve geri dönmek için de bir ton vasıta değiştirdim. Çileli yolculuk benimkisi.
*Bu arada bugün mutluydum çünkü aylık akbilimi hala kullanabiliyordum!
*Bugün mutluydum çünkü yeni biriyle tanıştım ve umulur ki iyi arkadaş oldum!
*Bugün mutluydum çünkü bütünleme sınavını geçsem de kalsam da ardımda bıraktım!
*Bugün mutluydum çünkü yağmur yağıyordu ve ben yağmuru seviyorum!
*Bugün mutluydum çünkü Emir bana çok güzel bir şiir armağan etti!
*Bugün mutluydum çünkü Noviembre’yi izledim! Film belki mutluluk sebebi olmaz ama doğru düzgün ve müthiş bir film izlemenin mutluluğu bu!.
*Bu kokunun ondan geldiğine inanamıyorum.
*İki Mustafa arasında dilek tuttum ki. (Ne tuttuğumu da unuttum ki)
*Elbise değiştirir gibi oje değiştiremiyorsun. (Mavi oje sürmüştüm mavi giyineceğim diye ama mavi giyinmedim yağmur yağıyor diye ojeler kaldı ben elbisemi değiştirdim, mavi ojelerle siyah elbise tezat olduğundan ayağıma da mavi kısa çoraplarımı giydim)
*Şemsiye açmama muhabbeti. (Mukuru’nun şemsiyesi elimdeydi, yağmur yağıyordu. Ben de ona yağmur yağıyor ama sen şemsiye açmak istemiyorsun değil mi dedim. O da bana ipleri elinde tutmayı seviyorsun değil mi dedi. Ben de hayır dedim şemsiyeyi geri verdim)
*Gözlükle banyo yapmak.(Ne düşünerek giriyorsam banyoya XD Sular akarken başımdan bir şeyler yanlış diyorum diyorum ama çözemiyorum. Sonradan fark ettim)

9 Haziran 2010 Çarşamba
*Bugün iki yalnız koyun gördüm. Biri şemsiyenin altındaydı yağmurdan korunmak için. (Koyunlar yalnız kalmasın istiyorum)
*Bunu daha öncede düşünmüştüm: Mezar taşı ustalarının mezar taşlarını kim yapar?
*Kardeşimden bizim sınıfı hayrete düşürecek bir söz: Evde capture yapma keyfi. (Bizim sınıf duysa sanırım sinir krizi geçirirdi ben gülme krizi geçirdim)
*Kostüm de çalışmak üzere bir arkadaşımın bulduğu iş için konuşmaya gittim. Ve müthiş mükemmel hayran kaldım bugüne.
*Beyoğlu’nu bilmeyen adama tutup benim gibi bir rehber verirsen o insan Beyoğlu’ndan nefret eder mi eder? (Şurada bir kilise var, buralar hep mağaza şurası Galatasaray Lisesi, şuradan Tünel buradan Galata, tamam İstiklal bu işte hadi eve dönelim, kesinlikle rehberiniz olmamı istemezdiniz)
*Bloglarımdan birini daha sildim. Hani silmek istemezdim ama umursamıyorum gerçekten umursamıyorum artık kim ne yapmış, neden yapmış, sorgulamıyorum artık kimseyi. Yalnızca onlara ait güzel anıları siliyorum ve bitiyor. O kadar, ne diyebilirim ki. (Üzgünüm beni neden sildiği konusunda bir fikrim yoktu bu blog u sildiğimde sonradan öğrendim…)

10 Haziran 2010 Perşembe
*Saçma salak filmlere devam ediyorum.
*Aydınlanma sonuçlarının açıklanacağını öğrendiğim andan itibaren yaşadığım o heyecan dalgası fena.(Geçmişim aydınlatmadan)
*Erken uyumak istemiyorum.

11 Haziran 2010 Cuma
*Sabah 11’de (Henüz yeni uyanmışken) işten aradılar soyadımı sormak için.
*Tamam, günün geri kalanında film izlemek dışında ne yapmış olduğumu hatırlayamıyorum. Muntazam yazmalıyım.

12 Haziran 2010 Cumartesi
*Kardeşimin okulunun yıl sonu gösterilerine biraz montaj yapmaya başladım.
*Bize Ece geldi.
*Evde limonata keyfi. (Limonata kadar güzel bir şey var mı sıcak yaz günlerinde. Limonata sevgisi Savaş’tan kalma güzel bir alışkanlık)
*Ece’yi bizde bırakıp yemekli kır düğününe gitmek. (Bu da yapabileceğim en ilginç şeylerden herhalde. Sen bizde takıl biz gidiyoruz modunda gittim. Kardeşim onun pc sini yapıyordu.)
*Bu gidişle yapılan her çeşit düğünü öğreneceğim.(Sonra belki ortaya karışık bir şey yaparım kendi düğünümü xD)
*Merak ediyorum: Çocuklar kendilerine ait olmayan eşyalara bu kadar çok dokunmak ve kirletmek zorunda mı…
*Merak ediyorum: İnsanlar birbirlerini hak etmek için ne yapıyorlar. (düğünlerde aklımdan geçen yeni düşüncelerden.)
*Şunu söyleyebilirim bir sene içinde düğünlerde düşündüğüm düşünceler ne denli değişmiş size anlatamam. Bunun için geçen sene düşündüklerimi de bilmeniz gerekirdi. Ama şimdilerde mutlu bir düğün çifti gördüğümde bunalıma girmiyorum ya da ben gelin olur muyum ki demiyorum. Şimdilerde tek söylediğim bir üst sıradaki şey. Yalnızca o insanları merak ediyorum.
*Baş ağrısı ve aç aç eve dönüş.
*O baş ağrısıyla saçlarımı bilgisayar fanına kaptırdım. (Sakarlıkta sınır tanımam)
*Bugün beni aramaları gerekiyordu, ama aramadılar ben aradım, unutulmuşum.
*Kurdele üçlemesi: Bence de çok seksi görünüyor.(Anlatmıştım bunu.)

İkinci yarısını yarın yazacağım, o zamana kadar mutlu dünyalar…

1 yorum:

Şiv'a dedi ki...

Pek hoş bir yazı efenim. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yorum Gönder