30 Eylül 2010 Perşembe

Melankolik Eylül Üçlemesi 3

Ve işte huzurlarınızda Eylül ayının son dilimi(:

21 Eylül 2010 Salı
*Bugün sabah aklıma Merve’nin onlara gittiğimde yapmış olduğu sosisli peynirli börek geldi. Anneme nasıl yalvardım yapsın diye ama pek de gönlü yok. Neymiş evdeki herkes yemezmiş. Ama o kadar ısrar ettiğimi görünce ameliyattan sonra bakarız dedi. (O böreğin tadı aklıma geldi, Merve gerçekten nefis olmuştu ya, neyse gece gece daha fazla hatırlamamalı insan.)
*Üç film izledim, kendileri bahsedilmeye değer ama ben bahsetmemekteyim. Yorgun hissediyorum.
*Erken yattım.
*Daha az romantik olmalıyım belki de. Sonuçta dünya romantizmle ve duygularla yürümüyormuş öğrendim. (Her şeye hüsn-ü talil’le bakılmıyormuş XD. Çok abartılı yaşanıyor o zaman.)
*Yeni kupamla çay içmek çok güzel ya. Kırmızı kırmızı. (Bundan önceki sevdiğim kupaları tek tek kıran aile üyelerine selamlarımı yolluyorum.)
*Ayıcıksız yatamama. (Ayıcığım o benim)
*Yarın annem ameliyat olacak.

22 Eylül 2010 Çarşamba
*Erken kalktım, evi topladım, anneanneme kahvaltı hazırladım.
*Erken kalktım derken alarm kurmuştum ama alarmdan önce kabusum beni uyandırdı. Rüyamda 100 sayfalık bir İngilizce sınavına giriyordum.
*Her şeyi bırakabilecek birine bağlanmak ne kadar doğru. Kazanmak uğruna her şeyini ortaya koyan adam kaybeder kazansa da. Vazgeçilmeyecek bir şeyler olmalı hayatında. (Hangi film için yazmıştım bu kaybedecek bir şeyi olmayan adamı hatırlayamadım.)
*Markete giderken iki çocuk çöp kutusunun kapağını iki sopayla yukarıya kaldırıp bir kedi içine girdiğinde kediyi çöp kutusunun içine hapsetme planları yapıyorlardı. (Çocukların vahşi içgüdüleri olduğunu inandığımı söylemiştim.)
*Fonda Çarkıfelek, yeni alınan doğrama makinesinin nasıl kullanılır cdsi açılmış bilgisayar makineyi anlamaya çalışan ablam ve halam. Sanırım benim için delirilecek ortam bu olsa gerek.
*Titanic’te en üzücü şey herkes kurtulmaya çalışırken müzisyenlerin müzik çalmaları bence. Müzik bittiğinde ve herkes yoluna gitmeye başladığında o son kemancının acıklı bir müziğe başlaması üzerine geri dönmeleri gözlerimi dolduran, yutkunamamama neden olan bir şey.
*Kediyle oturup cips yemek. Bir ona 10 bana. :D (Kediyle pay ediyorsan böyle :D)
*Kedi ben yerimden kalktıkça gelip yerime kuruldu, üstelik ben otururken de kucağımdan inmiyor. (Açıklıyorum kendi delirdi, yahu kovuyorum gitmiyor kovuyorum gitmiyor, bütün gün kucağımda sıcak su torbası gibi sıcacık kedi)
*Bana pantolon giymemi söyleyen zihniyet pantolon giyince bacaklarım yara oldu! (Tebrik ediyorum kendilerini)

23 Eylül 2010 Perşembe
*Taşınmak istemiyorum.
*Yeni yavru kediler istemiyorum.
*Bahçeden elma koparmayı istiyorum evet.
*Yorgun görünüyorsun, biraz uzan istersen.
*Hitchcock’un The Lady Vanishes’inden sonra izlediğim ikinci trende geçen film Silver Streak. Aksiyonun hakkını veriyor.
*The Mirrors saçmalamış.
*Bütün gün yaralarımla uğraşmaktan günü yaşadığımı fark etmedim. Sonrada gittim yattım.

24 Eylül 2010 Cuma
*Güne duş alarak başlamak kesinlikle taze bir gün etkisi yaratıyor.
*Artık saçlarım uzasın istiyorum! (Uzuyor şimdi toplanabilecek kadar uzun, yani toplandığında biraz at kuyruğum oluyor.)
*Gördüğümde sevineceğim hiçbir şeye sahip olmama durumu. (Hatırlamıyorum.)
*Eski msn sesini hatırlayan var mı aranızda? (Adobe Premiere dersleri izlerken eski msn sesini duydum videoda. Çok hoşuma gitti.)
*Evet, ben aldığı kararları uygulayamayan bir insanım, çünkü Allah’ın belası hümanistliğim en pesimist anlarda bile başıma bela!
*Karınca vakası. (Gecenin bir yarısı bilgisayarımın etrafında karıncaların dolaştığını gören kardeşim biraz daha dikkatli bakınca bilgisayarımın yanında karınca yuvası olduğunu fark etti. Böylece gecenin bir vakti temizlik yaptım baya. Bilgisayarın ve televizyonun altına yumurtalarını bırakmışlar bildiğin.)
*Geceyi arkadaşlarla konuşarak geçirmek kadar insanı mutlu eden bir şey yok.
*Yatağa yatmışken aklıma Hakan Peker’in Bir Efsane şarkısının gelmiş olması. (Bir efsaneydi senle beraber olmak gibi bir şeydi bugün bulup paylaşacağım.)
*Gecenin 3 ünde uyanıp yemek yemek isteği.

25 Eylül 2010 Cumartesi
*Sabah erken uyanıyorum artık. Alışmam gerekiyor ilaç içerken erken uyanmaya.
*Annemle sabah sabah kavga ettim. (Eteğim kısaymışmış, ten rengi çorapla giyilmezmişmiş, ben o eteği çorapsız bile giyip çıktım evden. Şu halam eve gelince değişme huylarından vazgeçmeli insanlar)
*Sevgili’yle konuşmak.
*Ütüyü de bitirdim, bu bana yarın çıkış bileti almaya yardım eder.
*Ben bir ruhum bedeninden koparılmış!

26 Eylül 2010 Pazar
*Gecesi gündüzüne karışmış duygularımın…
*Sabah 9’da hem de dün akşam ilaç içip uyumuş bir şekilde yataktan iki ayak üstüne kalkma çabaları. (İki ayak üstünde pek mümkün değilmiş kalkmak.)
*Hayalimdeki kadının gerçekten gelmiş olduğunu düşündüm. Garip geliyor biliyorum ama rüyamda gördüğüm kadını gördüm sandım.
*El ele tutuşmuş çarşaflı kızla takkeli çocuk! (Garipsedim doğrusu.)
*Bi milyon harika bir şey ya!
*Sabah sabah bilekliğim kemerimin halkalarına takıldı, çıkarmak için baya uğraştım. (Halkalardan oluşan bir çok şeyi üzerinde taşıyınca ister istemez çatışma yaşanıyor.)
*Cansu ve arkadaşları ve Dilara’yla buluşma
*Uç uç böceği rezaleti.( Rezalet evet çünkü Barcelona benim uğurböceği pastamın içini değiştirmiş. Eskiden parça çikolatalar ve fıstık olan pasta artık krokan ve fındık parçacıklı. Hiç beğenmedim. Bundan sonra Maltepe’de yerim.)
*Çocukken halamların evinde bir kitap okumuştum, adını sonradan hatırlayamadım ama kitabın başlangıcını hatırladığım bir kitaptı. Öyle bir şey ki 20 sayfa okumuştum ama beni etkilemişti. Taksim’deki sahaf festivalinde kitabı gördüm ama almadım. Ama adını bulmuş oldum. (İblis – Damon. Şimdi yazarını yazamayacağım ama dehşet etkilemişti çocuk yaşımda beni ve sonrasını merak ederek büyüdüm diyebilirim.)
*İstanbul Modern’i özlemişim. (Kesinlikle bu sene sık sık İstanbul Modern’e gideceğim.)
*Vapurda denize karşı oturarak geri dönüş.
*…(hoşça kal…)

27 Eylül 2010 Pazartesi
*Bugün okulun ilk günü, iki haftadır açılsın diye sabırsızlandım, çünkü yoruldum tatilde olmaktan.
*Sabahları bütün sokaklar benim. (Sabah o kadar erken çıkıyorum ki etrafta pek insan olmuyor.)
*Ölümü bırakamadığım için yaşayamıyor, sinemayı bırakamadığım için ölemiyorum.
*Aşık olduğunu söylemek ne kadar kaba ve gereksiz görünüyor. (insanlar aşık olmasalar bile aşık olduklarından bahsediyorlar böyle olunca gerçek aşkın ne değeri kalıyor. Değersizleştiriyor insanoğlu yaşayabileceği en güzel duyguyu.)
*Okul yolu uzun, yalnızca müzik dinleyerek geçmez, düşünmeli insan.
*Yanıma bolca parfüm sıkarak oturmuş beyefendiye: Ben bu kokuya aşık değilim demek istemek. (Aslında bu çıkışım artık aynı şehirde olmadığımız için bir yerlerden kokusu burnuma gelemeyen sevgilim için.)
*Korkak tavuk cesur olmaya kalkışırsa öğreneceği cevabı duymamak için gözlerini kapatır. (Hihihi)
*Eve geldim neler yaptım hatırlamıyorum bile. Film açmıştım, ilaç uykumu getirdi gidip yattım ertesi sabah uyandım.

28 Eylül 2010 Salı
*Hala ders konusunda neden konuşmak istiyorlar. (Ben sıkıldım.)
*Çekim gününü altın günlerine benzetmek. (Ben yapmadım bu benzetmeyi lütfen.)
*İki gündür E-5’teki billboard da yazan rotamız sözcüğü gidiş geliş olarak düşünün 4 kerede potamız diye okudum.
*Bugün yeterince konuşkandım, sizce de öyle değil mi? Benimle bu kadar uzun süre konuşan yoktur okulda. Bu bir ilk evet bu bir ilk.
*Sonunda iki gündür ortalıkta sürünen filmi izleyebildim. Kendisinden özür diliyorum.
*Aklıma takıldı mı takılıyor: Neydi bu çocuğun adı? (Hala daha şu sinir olduğum çocuğun adını hatırlayamadığımı yazarken hatırlayıverdim. Mucizeler işte böyle küçük şeyler.)
*Yatağa uzandım ve hiçbir şey düşünmedim, gözlerim yaşardı, düşünmedim, düşünmek istedim ama düşünmedim, gözyaşı yastığıma damladığında hiçliğin içinde ağlıyordum.

29 Eylül 2010 Çarşamba
*Sabah seçmeli dersim vardı, ilk haftadan ders olmaz diye gitmedim. Öğleden sonra okula gideceğim diye.
*İnsanlara yardım etmeyi sevmek başımıza iş açabilir mi? (Adamın birine otobüste telefonumu verdim kendi hattını taksın diye çok acil bir konuşma yapması lazımmış, verdim ama tedirgin oldum aslında.)
*Bu dünyada bazı insanlar mükemmel vücut ve estetik anlayışına sahip oluyorlar. (Otobüsteki bey gibi. O nasıl bir giyim mükemmeliyetidir hayran kaldım.)
*İnsanların güpegündüz bu cesaretlerine hayranım. (İşlek bir cadde üzerinde, güpegündüz sokakta yürürken elle taciz edildim. Ve telefonla polisi ararmış gibi yaptım POLİS mi dediğim anda çoktan koşarak köprüyü geçmişti. )
*Okul gittiğimde dersin 10 da yapılmış olduğunu öğrenmek. (Geldiğimde çoktan dersin yapılmış olduğunu öğrenmek de tuzu biberi oldu. Nefret ettiğim geldiğime okula.)
*Boş boş gelmemek için 1.30 dan 2.30 a kadar hocayı bekledikten sonra gelmeyeceğine kanaat getirip eve dönmek.
*Bunlar da liseli mi? Yoksa teşhirci mi? (Artık yeni nesil liseye okumak için değil teşhircilik yapmak için gidiyorlar.)
*Alican’ın biz ikimiz grup olalım telefonu etmesi. (yüzyüze söylemesini tercih ederdim.)
*Flashdance filminin içimde dans etme ve 80 lerde yaşama isteği uyandırması.
*Dead Man’i izledim.
*İçimde saçma bir heyecan var.
*Gecenin bir yarısı dışarıda yağmur başlamış, camlara vuruyor damlalar, içimde çocuksu heyecanım büyüyor, yağmurlu günler geldi, gökyüzü ağlıyor…

30 Eylül 2010 Perşembe
*Sabah erken kalkarsan, 1 de çıkacağın zaman yerinde duramaz olursun.
*Ece’yle buluşmadan önce: NT adlı kırtasiyeye bir daha gitmeme kararı aldım. (Her ne kadar yaptığımı aptalca bulsa da Mustafa ben sırada önüme geçen insanlar kadar saçma davrandıklarını düşünüyorum kasiyerlerin. )
*Ece’yle buluştuktan sonra: Çok şirin ve ucuz bir yer bulduk. Üstelik harika Donut yapıyor. (Allahım üzeri çilekli donut müthiş bir şey ya :D kesinlikle tekrar gitmeli tekrar yemeliyiz)
*Bugün ne çok sırrımı ortaya dökmüşüm hayret. (Evet Ece’yle sır günü yapmış gibiyiz.)
*Bugün Ece’nin benim nereden arkadaşım olduğunu unuttum. Çok uzun süredir tanıyormuşum gibi hissettim bir an.
*Ece’yle ayrıldıktan sonra: Valla yorulmuşum.
*Beetle Juice izlemekteyim.
*İkimizin de sorunu aynı yani. BİLMEK. Bildiğimiz halde yaşıyoruz işte, bilginin yük olduğu zamanlar hakikatin suratımıza en çok çarptığı anlardır.
*Ben günlüğümü yazarken daha önceki yıllarda aldığım melek kanatları astığım kapıdan düştüler. Bu bana siyah elbise ve siyah kanatlarla çektirmek istediğim fotoğraflar olduğunu hatırlattı. Yani bir arkadaşımın çekmesini istediğim fotoğraflar diyelim. Ama kimseye söylemedim aslında bu isteğimi. Neyse siz de duymadınız günü artık bitirmeliyim. (:


Özlemek…

Bu yazdığım son günlük yazısıydı, ilgilendiğiniz ve okumak için zaman ayırdığınız için teşekkürler. Daha öncede söylediğim gibi artık gün içinde düşündüğüm ve ya benim için özel olan bazı şeyleri günübirlik paylaşacağım.

Herkese Mutlu Dünyalar..

1 yorum:

Şiv'a dedi ki...

Hadi bakalım. Daha sık okuma imkanımız olucak seni. Ne güzel. (:

Yorum Gönder