27 Ekim 2010 Çarşamba

Şaşkın Ördek Yavrusu muyum? (:

Bu hafta müthiş heyecanlı bir hafta idi bence! Hani sevgili senaryo gösterme olayı dolayısıyla değil bu heyecan vericilik durumu. Mesele bambaşka benim için.
Tamam tamam 1,5 hafta sonra yazmaya karar verdiğim için kızmayın müsait olma durumu yani mesele. Ya da ruhunuzun müsait olması diyelim buna. Stresli olmak işte.

18 Ekim
Tamam pazartesi o kadar hastaydım ki okul yolundan geri döndüm. Çünkü otobüste bile nefes alamıyorken okulda daha kötü olacağımı düşündüğümden üsküdardan geri döndüm. Yağmurlu bir gün havası almış oldum ama sanırım bu havaya bir süre veda etmem gerekiyor. Ve şunu söylemeliyim ki ben hasta olduğumda yataktan düşebiliyorum. Bu bir gerçek. Ciddi anlamda denge bozukluğu yaşayabiliyorum sanırım yerimden kalkmamak daha iyi (:

19 Ekim
Tamam hastayım ama verilmiş bir sözüm vardı. Eski bir arkadaşımla buluştum. Tam olarak ne kadar zamandır görüşmüyoruz derseniz 1 sene olmuştu. Yeni halimi resimler dışında ilk kez görüyor yani! Felaket! Hayran kaldı! Şaşırdım. O kadar değiştim mi ben bir senede. Neyse bir sürü fotoğraf çektik işte. Haha gösteremem ama :D

20 Ekim
Sabah gene Fotoğraf Okuma dersi. İnanılmaz uykum geliyor bu derste yalnızca bir saat ama Sami hocadan bile daha az dayanabiliyorum.
Bugün Tuluğ’la sabah sabah mesajlaşırken aklıma çok güzel bir fikir geldi bunu paylaşacağım yakında.
Hocaya senaryonun istediği değişikliklerin yapılmış halini götürdük. Beğenmedi ve bu konuda konuşmayacağım onu söyleyeyim. Beni çok zorlayan bir mesele demek istiyorum bu senaryo onaylayıp sonra onaylamama durumunun. Bu yüzden sinirliydim. Cansu Damla ve tayfasıyla buluşmak üzere taksime gitmem gerekiyordu. Yolda bir ton sinirlendim gene. Fenikülerle geçmeye karar verdim Taksim’e. Turnikelerde benden önce geçen adam çok hızlı geçtiği için turnike sağolsun iki dönüş yaptı ve ikinci dönüş de bacağıma geldi. Canım çok acıdı küfrede ede gittim. Cansu sürekli arıyor falan, içmiş ve sarhoş olmuş. Geldikten sonra bir de bana yol tarifi veriyorlar şuradan gel diye o kadar sinirli bir şekilde gidiyorum ki suratına patladım telefonda çocuğun gelip biriniz alsın bir zahmet dedim!
Meydanda yürürken bir japon turist kafilesine rastladım. Rehberleri Japonca birşeyler anlatmaktaydı tek tek kelimelerin üstüne basa basa. Gülmem gerekirdi ama gülemedim sinirliydim. Cansu’ların yanına gittiğimde gene sinirli olacağımı biliyordum. Sineji’ye gittik. Mekan tamam da o merdivenler nedir abi?! Ben o merdivenleri çıkamadan ölürüm yani nedir bu! Aşırı derecede dik ve dar, korkutucu!

Bir ton laf yine işte. Zaten sinirliyim, saçma sapan cevaplar vererek insanları sinir ediyorum falan. Çıktık sonra oturmaktan hoşlanmayan bir insanım ve evime geç kalmak istemiyorum ne yapayım.

21 Ekim
Bugün kendime izin verdim arkadaşım! Marmara Üniversitesi beni bekler. Cansu Damla ile öğle arasında buluştuk onun. Sabah davası vardı, ertelenmiş gene kurtulamadı yani. Hukuk kantininde bir sinema öğrencisi olarak farkı hemen belli ettim tabi. Music Box vardı ve ben onun yanına gitmeden önce Serdar Ortaç çalıyordu. Gittim Frank Sinatra – New york new york açtım! Kulağımıza güzel bir müzik gelsin yani. İki üç güzel hareketle de yerime oturup bütün kantine havamı da attım. Yemeğimi de yedim. Sonra da en küçük(!) amfilerindeki derslerine çıktık iki dakika. En küçüğü bile bizim okulun yarısı kadar nerdeyse. Derse girmedik Kadıköy’e gittik. Umut gelecekti sözde. O gelene kadar ortalıklarda dolaştık işte. Aya Yolculuk aldım. Hatırlarsınız çocukluğumuzun kitabı işte. En son iki sene önce Savaş’ın çantasından bir Jules Verne çıktığında aklıma koymuştum bu kitabı almayı sonunda aldım okuyacağım tekrar. Yalnız bir avukat çantasından çıkabilecek son şeylerden biriydi. Çok eğlenceliydi belirteyim. Üzümlü ve vişneli muffin yedim. Tamam beğendim! Simit sarayındaki herkes bizim sevgili olduğumuzu bile düşünmüş olabilir diye düşünüyoruz ikimizde çünkü bildiğin Cansu ağlarken ona sarıldım teselli modu falan. Sonra Umut geldi, daha önce de defalarca başkalarına anlattığım büyük olay olan bir yere gittik. Büyük olay dediğimde gene yaşı büyük bir arkadaşımla buluşmuştum ve hani gayet de garip duruyoruz çünkü o yaşını gösteriyor falan. Girdik oturduk bir baktım yan masada bizim okuldan arkadaşlar. Ulan açıklaması da yok bu işin. Arkadaşım desem garip kaçıyor vs.vs. gitar hocam dersin sorarlarsa dedi artık yapacak bir şey yok. Gitar çalmayı da ne bilirim ya değil mi. Eve döneceğimiz sırada o kadar çok güldüm ki anlatamam! Gülmekten başım döndü, nefes alamıyorum zaten. Otobüste midem de bulanmaya başladı. Tam komedi bir geri dönüş yani.

22 Ekim
Hoca senaryoyu kabul etti, yorumsuz bırakıyorum bu durumu gene.
Ama Armağan’ın bu konudaki yorumu çok haklı. Gerçekten bir ilkim o okuldaki. Çıktıktan sonra Armağan’la buluştum işte. Nedir ne değildir gelecek mi gidecek mi? Hava soğuk ama yağmur yok. Kuru soğuktan nefret ederim. Mephisto’da oturduk. Midem çok kötüydü bir şey içmedim ama daha sonra gelmek üzere aklıma yazdım çilekli sıcak çikolatayı. Armağan’ı anlatmak isterdim ama yanlış anlaşılıyor sonra. Anlatmayacağım ama çok çok mutlu olduğum bir gün sonu geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Özellikle bir şey dedi mutlu oldum, bir şey daha dedi daha da mutlu oldum modunda bir şey işte. Benim şu eve erken dönmelerim yok mu? Neyse şaşkın ördek yavrusuyum işte metroda nerdeyse yolumu şaşırıyordum. Eve dönüş falan filan gayet sıradan bir gün sonrası önemli olan ortası işte(:

Bu arada ilk buluşmada beni pantolonla gören ilk insan oldu XD

23 Ekim
Duş almamak için (tembellik tamamıyla) evden çıkmaya üşenmek. Kesinlikle benim tembelliğim. Poff! Ama gitmeyi çok istemiştim itiraf edeyim(: Sinemada film izlemeyeli baya oldu en son ağustosta gittim işte. Olmadı ayarlayamadık =(

24 Ekim
Cansu’yla birlikteyim. Aranmaktan (onun tarafından aranmaktan) ziyadesiyle mutluyum. Göztepe’de bir cafede oturduk. Çaprazımda çok saçma bir çift oturuyordu. Saçma dediğim apaçi gençlik işte öyle. Ben de gayet yayılmış durumdayım falan yani. Saç-baş dağınık. Zaten haftaya eğer uygun olursa saçımı boyatacağım ki. Kaşlarımın da artık düzeltilmesi gerekiyor. Sonra pideciye gittik ve bu konuda da konuşmayacağım. Sonra da Cansu’nun evine gittim. Bütün peluşlarını önüme serdi. Allahım süper şeyler onlar. Müthişler. Yumuşacıklar, ısırasım geliyor. Bir tanesini bana hediye etti bu durumda benim de ona bir pelüş hediye etmem gerekiyor. Ve aklımda bir şey var en kısa zamanda. (:
Eve geri döndüm. Sonrasını hatırlamıyorum desem yalan olmaz.

25 Ekim
Müthiş huzurlu uyudum. Yani inanamazsınız ne kadar huzurlu uyuduğuma. Hepsinin bir faktörü var işte yalnız. Otobüste bile uyudum nerdeyse bir senedir uyumuyorum otobüslerde. Serapların bugün çekimi var onlara yardıma gittim. İlk kez bir mezarlığa giriyorum ben. Aslında korkarım sanmıştım ama korkacak bir şeyim yokmuş. Ama mezar üzerine basmamak gerekir sanırım. Saygısızlık olmasın diye etek bile giymedim yani. Ama kolye gene de boynumdaydı. Neyse çekimlerde biraz aksilik çıktı ama olsun. Sonra Alican’ın evini görmeye gidiyordum. Armağan’a gelmesini teklif ettim. İşi yokmuş geldi falan. Mutlu olduğumu tekrar itiraf edeyim. Sonra Alican’ın evine yürüdük yürüdük yürüdük. Tabi ben gene kıllık yapıyorum bir yerimde durmam ki. Yolun ortasında yürümeye çalışıp Armağan’ı sinirlendirmek de bunlardan biri. (: Evi gördük sonra geri döndük. Sonra metrobüse binmek için durağa gittik ve inanamadım! O kadar kalabalıktı ki o kalabalıkta metrobüse binmek mümkün değildi o sebeple otobüs durağına gittik, neyse ki otobüsüm çok kalabalık değildi.
Ve Mecidiyeköy’den daha önce Sina’nın evinde beğendiğim küçük birşeyi buldum. Ve aldım birini hediyenin içine atarım diye tahmin ediyorum. O kadar şirinler ki.

Ve işte 2. Kez gördüğü halde hala pantolonla görüyor adam ya! İnanamıyorum ben pantolon sevmem kardeşim giymeyeceğim bir daha rezil oluyorum.

Bu arada bugün yazdığım bir cümle vardı üzerine alınmadı biliyorum ama onun için yazmıştım. Ciddi ciddi ateş gibi bir şeydi durum. Feci feci! Kesinlikle yerimde durmam(: Bıcır bıcır deniyor sanırım:D
26 Ekim
Sevelim sevilelim modundayım nedense. Serapların setindeyim gene. Sonra Alican’la tiyatro bölümüne gitmek için erken ayrıldım. Sonra Müjdat Gezen’e gittik. 7’de gelin dediler. Armağan’la buluştum. Gene Mephisto’ya gittik. Ve bu sefer inanılmaz tadı tatmış oldum.(:Çilekli sıcak çikolata tabi ki de bu tat! Ve Armağan çilekli hiçbir şeyi sevmiyormuş böylece umuma açık yerlerde seni deşifre ediyorum görüyorsun. Çileği sev ya(: Oturduk akşama kadar konuştuk vs.vs. Akşam Müjdat Gezen’in önünde hala daha saçma sapan hikayelerimi anlatmaya devam ediyordum. Ve bir de pot kırdım çok kolay inanıyorum ya her şeye. Tuttum bana noterle ilgili söylediği şeye ciddi ciddi inandım. Bildiğin saf modunda kaldım yani (: Her zaman ki gibi ağrımı öğrenen yeni birisi olarak doktora gitmediğime kızdı.
Ayrılırken acayip sarılmak isteği duydum ama frenlemek konusunda da üzerime olmadığı için sustum(: Sonra oyuncu bulduk ve eve geri dönüşe başladım eve 21.30 da geldim. Aşırı derecede acıkmıştım falan. Sonra da yattım uyudum.

Şimdi buradan da bana söylenmesi gereken şeyleri söylemen konusunda baskı yapardım ama söyleyeceğine inanıyorum yakında(:

27 Ekim
Son gün oley bitiyor bu yazımızda. Neden bugünleri yazdım çünkü değerli buldum diyelim.
Fotoğraf okumak dersinde gene uyumak üzereydim.
Bitmiş aşklar için kullanma kılavuzu: Aşklar artık garanti kapsamında olmalı! Süresi bitmeden biten aşklar için hayat geri ödeme yapmalı! Sabah sabah düşündüklerim işte.
He bir de bu var yazdıklarımı üzerine alıp alınmadığını merak ediyorum. Gerçek anlamda merak ediyorum kim diye söyler miyim hayır söylemem amam yazdıklarımı üzerine alınmalı bunu biliyorum!’
Tamam sizin dünyanıza karışmıyorum da kendi dünyamı istediğim gibi karıştırmaya hakkım var bunu biliyorum!
Bu sabah bir arkadaşıma (çok değer verdiğim birine ki kendisi bana psikolojik destek sağlayacaktı ama işleri yoğun olduğu için beni biraz salladı.) mesaj attım aradı beni. Yeni bir takım şeyler anlattım işte. İçinde bulunduğum ruh halini planlarımı vs.vs. Onayımı da aldım kısaca. Her ne kadar bir konuya takılmış olsa da. Herkesin tek istediği üzülmemem bunu biliyorum. Bunun için herkes dikkatli olmamı istiyor.
Otobüste telefonla konuşurken müthiş şirin görünüyordum sanırım (:
3 saatte evime döndüm! Yuh diyorum!
Kendimi bugün futbol oynuyormuş gibi hissettim. Geçen sene dizimin üzerine düşüp eklem ezilmesine neden olmuştum ya bugün yürürken bir anda dizim acımaya başladı sanırım gene pek de normal yürümüyordum.
Eve dönerken canım o kadar çok steakhouse burger çekti ki inip, burger king’e gitmeyi düşündüm o kadar yani.
Evet tamam bugünün de sonuna geldik. Bugün zaten eve gelip bir uyudum. Rüyamda da gördüm oh sen bana onunla(O kim biliyorsun kişisel sebeplerden ötürü adını yazamıyorum) konuştuklarınızı söyleyene kadar rüyamı da anlatmayacağım. Bildiğin psikolojik baskı evet (:

D. Şimdi gene kızacak bana burada hep birine konuşmuşsun niye buraya yazıyorsun diyecek ama şöyle bir şey var o şuanda burada değil ve ben bunu anlatmak istiyorum. Sabah gelip görsün istiyorum. Zaten uyumuyor (:

Tamam bu kadar dırdır yeter başınızı şişirdim affediniz(:
Herkese Mutlu Dünyalar ve Mutlu Rüyalar. (: (Çaldım evet bu sözü (:)

0 yorum:

Yorum Gönder