21 Ocak 2011 Cuma

Eksik Kalan... Ocak 2

Bu blog yazısıyla birlikte 1 ayı çoktan geride bıraktık gidişinden bu yana. Az kaldı senin de dediğin gibi, az kaldı yeniden birlikte olmamıza, şimdiden deli gibi heyecanlıyım, günlerimi yalnızca senin için yazmaya devam ediyorum, sensiz burada yaşadığım her günü her düşündüğümü bilmeni istiyorum, her ne kadar şimdi okumaya zamanın olmasa da...

11 Ocak 2011 Salı
*Dün geceden kalan benim hakkımda bir yorum: Şeker kız kendi ama terminatör gibiydin dedi bir arkadaşım. Liseden bahsediyor tabii ki. Gelip beni görmesini istiyorum tekrar lütfen (:
*Huzurlu bir gün, ertesi gün olduğunda evet bugün huzurluydum diyebileceğim. Mektup gelmemiş olabilir ama gene de uzun süre onun evinde kalmış olmak, o koku hep benimle.
*Eminönü’ne gidip azıcık takıldık, sonra vapurla geri dönüş.
*Ece’yi özlemişim.
*Eve geldim ve başım gerçekten çok ağrıyordu, uyumak istedim, geçen gün 4.30 da yattım çünkü. Ve huzurlu günüme bir huzursuzluk istemedim, uyudum, huzurlu bir uykuydu 4 saat sürmüş olmasına rağmen uyandığımda gecenin bir yarısı kendimi mutlu hissettim. Doğal olarak bu kadar mutlu olunca insan güzel şeyler düşünüyor, anladın sen onu.

12 Ocak 2011 Çarşamba
*V for Vendetta’yı izledim. İzledim evet ama çizgi romanı okumak istiyorum ben!
*Evolution’u izledim. Çocukken izlemiştim bu filmi, David Duchovny çocukken dikkatimi çekmemiş ve kesinlikle woooww bir film. Bir kere çok hatası var kabul ediyorum ama siz kaç uzaylı filminde ve ciddi bir uzaylı filminde bu kadar eğlence görmüş olabilirsiniz ki. Bu bir ti’ye almak meselesi değildi, meselenin ciddiyetinin farkındalardı ama o kadar komik olaylar durumlar konuşmalar vardı ki gülmemek elde değil. Bir kere şunu da söyleyeyim, şampuanın uzaylılarını öldürebileceği olasılığını bulduklarında yanlarındaki uzaylının üzerinde önce deneseler çok daha mantıklı olurdu, sonuçta bu bir olasılık önce bir deneseniz de 2 ton şampuanla uzaylıya gittiğinizde işe yarayıp yaramayacağını görseniz daha mantıklı olurdu. Ya yaramazsa? Değil mi ama? David Duchovny uzaylı filmlerine müthiş yakışıyor, ayrıca poposu çok güzel, ayrıca yalnızca uzaylı filmlerine değil komedilere de yakışıyor, David Duchovny’i ekleyeceğim sonunda facebooktan XD
*Bugün baya ağladım, çok kavga ettim evde, çok bağırdım, çok üzüldüm.
*Çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, adını söylememin yasak olup olmadığını bilmiyorum ama öyle işte, sevindim aramasına.
*İnsanın iki tane finali olunca canla başla onlara sarılıyor, sınav Cuma günü ben şimdiden not çıkarıyorum.
*Bugün Armi iki kere aradı, onun için endişeleniyorum, korkuyorum, haberleri izlemeye o kadar korkuyorum ki, savaş, asker, ölüm görmeye dayanamıyorum, gözlerim doluyor. Beni iki kere arayabilmiş olması çok güzeldi bugün, ona söylemedim evde kavga ettiğimi ama o kadar çok bağırmışım ki boğazım hala acıyor. Onunla konuşmak beni mutlu ediyor, aynı şey onun için de geçerli benim sesimi duymak da onu mutlu ediyor. Ah ne kadar özledim!
*Eğer Cuma günü mektubum gelmemiş olursa kesinlikle ve kesinlikle kendi mektubumu kargoyla göndereceğim!

13 Ocak 2011 Perşembe
*Emir,D., Merve buluşması. Bol gülünçlü ama endişeli geçen saatler, bu kızın gözleri telefonunun çalmasını bekler.
*Bir daha puroya ağzımı sürmem bu arada.
*Hastayım ve midem çok bulanıyor.
*Fatmagül’ün Suçu Ne izlemek isteyen anneme cevabım: Kimin kimi s.ktiğini izlemek zorunda mıyız?
*Bugün uyumadan geçmeyecek anlıyorum.

14 Ocak 2011 Cuma
*Sabah Türk Dili finali vardı. Sınavdan önce neredeyse kusuyordum. Midem ciddi anlamda kötü.
*Mektup gelmemiş. Bir süre yatağında yattım, yatağınla duygusal konuşmalardayım anlayacağın.
*Eve dönüş sırada kardeşimin acile gittiğini öğrendim. Daha erken dönemedim eve üzgünüm, eve dönmek için Eminönü’ne kadar gittim.
*İki saat paltomu bile çıkarmadan oturdum, o kadar bitkinim ki, o kadar ağlıyorum ki evin içinde Halka’daki kız gibi oturuyorum kimse görmesin diye.
*Tanrı’yla kısa konuşmalar. Şimdi gerçekten beni duyduğunu düşünüp tırsmaya başlıyorum.
*O kadar ağlamaktan başım ağrıdı, yattım ve o sırada aradı beni, sanırım ilk aramasına da yetişemedim.
*Ama bu aramadan sonra günümün içten içe sevinçli geçtiğini söylemeliyim.
*Evin önüne bırakılmış gül meselesi. Benim için değil merak etmeyin. 2,5 saat polis bekledik kapının önünde. Şunu söyleyebilirim ki okumakla adam olunmuyor, ne kadar okusan da aptal gene aptal, bugün bunu anladım.
*Blue Velvet! Allahım o ne güzel bir şarkıdır öyle, gözlerim ağrıdığı için bütün filmi izleyemedim bu gece.

15 Ocak 2011 Cumartesi
*Blue Velvet bitti. Lynch garip bir adam biliyor musunuz? Ayrıca şu konuda takılıyorum ona şu anda. Filmin başrol oyuncusu olan o kadının vücudu hiç güzel değildi.
*Mad Max üçlemesine başladım! Wooow değil mi? Sonunda izliyorum, o kadar izle izle dedin.
*Bugün pek bir şey düşünmedim, yapmadım sanırım.
*Brick’i izledim. En seveceğim filmleri listenin sonuna sakladığım düşünülürse bu filmi bu kadar uzun süre tutmamalıymışım. Bazı yerlerde ne konuştuklarını gerçekten kaçırdım diyebilirim. Fazla kopuk.
*Telefonda Atatürk’ün kitapları hakkında bilgi vermek. Gecemi güzelleştirdi bu telefon.
*Bir ay sonra sevgilim izne gelecek...Bunu duyduğum anda gözlerimdeki ışıltıyı görmeni o kadar isterdim ki (:
*Her zaman en akıllı konuşan, ne istediğini bilen oldum. Yorulmadım, benim işim bu sanırım. Bir şeyleri mantıklı bir yerlere oturtmak ortak kararlar alınmasını ve kimsenin canının yanmamasını istiyorum bu evde.

16 Ocak 2011 Pazar
*Teşekkür ederim’le başlamak istedim bugüne. Aslında günün sonunda yazdığım düşünülürse teşekkür etmek şu saatte zihnimde dolanıyor.
*Şimdi her şeyden kendime pay çıkardığım düşünülürse Armi’ye makale için yardım etmek bile deli sevindirici. Şimdi aramayı çok isterim biliyor musun?
*Bugüne Mad Max 2 ile başladık. Küçük çocuğa hayran kaldım.
*Yes Man! Evet! Artık her şeye evet diyeceğimi sanmıyorsunuzdur sanırım. Ben makul bir insanım.
*Günü Mad Max 3’le kapattım. Ve şunu söylemeliyim ki, geçmiş geçmişte kalmıştır, şimdi Mad Max 4 geliyor. Uğraşmasınlar bu filmlerle. Mad Max şimdi tutmayacak bir film, içini Hollywood pazarlaması anlayışıyla bir ton şeyle dolduracaklar ve mahvedecekler. Aslına bakarsanız son filmin bile iyi olduğu söylenemez.
*Film izleme kotamı doldurduğumda saat daha 9 du. Bu sebeple ben de eteğimin pililerini düzelttim, biraz dikiş diktim anlayacağınız.
*Sabah Armi’nin bir arkadaşının beni sildiğini gördüm. Kızdım mı kızmaktan çok kırıldım. Çünkü son konuşmamızda benimle konuşurken resmen acı çekiyordu ve onun için çok üzülmüştüm ve ben birine üzülüyorsam bu onunla arkadaş olmak istediğimi gösterir ve garip işte, zaten konuşması da bir garipti, anlattım ya size. Öyle kırıldım.

17 Ocak 2011 Pazartesi
*Yarın sete çağrılmış olmanın verdiği sevinçle bütün gün zıpladım durdum.
*Heyecandan film bile izleyemedim günün geri kalan saatlerinde.
*Bugünü hatırlamıyorum aslında. Çünkü şey demiştim ben, eğer yazmazsam kesin iki gün sonra ben bugünü unutacağım. Yazmadım pazartesi gecesi.

18 Ocak 2011 Salı
*Set var! Sabah 9 da Taksim’deyim. Geldiğimde tanımış olmama rağmen 9 olana kadar aramadım, gitmedim set ekibinin yanına harikayım değil mi?
*Bu sabahtan belliydi aslında bugün üşüyeceğim.
*Beykoz Kundura fabrikasındayız. Reji asistanlığı yapmak için geldim ama ne yapacağımı bile bilmiyordum. Erdinç ne iş verirse modunda bir şeydi yani. Başta sıkıldım çünkü bir şey yapmıyorduk :D Ama böyle başlıyormuş demek ki her şey. Hatırlıyorum Armi hep erken erken çıkıp setlere gidiyordu ya akşam 5 oluyordu yeni başlıyorlardı çekime, şaşırıyordum. Normalmiş. Sonra biraz iş yaptım sanırım. Ve günün geri kalan kısmında da çay dağıttım ya da senkron işiyle uğraştım falan.
*Dış çekimlerde inanılmaz üşüdüm.
*Ayrıca o grup tutmaz abi. Bütün şarkı tekrarlardan ibaret.
*Klip hakkında yorum yapmayacağım ama zaten düşüncelerimi biliyorsunuz :D
*Ve eve 4’te geldim, ışık şefi Göztepe’ye kadar getirdi, konuştuk baya ve araba sürüşüne hayran kaldığımı söylemeliyim, bomboş yolda inanılmaz rahat ve sakin ve yavaş araba kullanıyordu.
*Bindiğim taksicinin fazla salak çıkması sonucu evimin önünde bir türlü duramama problemi. İneceğim dediğim yerden iki sokak sonra durdu, geri dön dedim bu sefer sokağın öbür ucuna kadar gitti, sonunda evimin önünde durmayı başardı ama inanılmaz.
*Evet bütün gün Armi hakkında konuştuk, kendisi setlerde çok sevilen bir insan olduğu için benim de sevilmeme neden oldu sanırım. Ve evet harika eğlenceli muhabbetler oldu diyebilirim, özellikle evlenme üzerine. Bunların hepsini sana anlatmalıyım biliyorsun değil mi?

19 Ocak 2011 Çarşamba
*Tekrar set var. Sabahtan beri kusuyorum ve nasıl gideceğimi bilmiyorum Beykoz’a. Muhtemelen Armi arayıp biraz beni mutlu etmeseydi yerimden kalkmak istemeyecektim. Beykoz’a gitmek için otobüse bindim, o kadar garip bir yer ki orası bir an hiç varamayacağımı düşündüm çok uzak!
*Dün aşırı derecede üşüyünce bugün lahana gibi kat kat giyinme moduna girdim. Ama soğuk, soğuktur işte, üşüdük gene.
*Sevgilim beni merak ediyor, ben de onu çok merak ediyorum.
*Bugün de bir başka grubun çekimi var. Eğlenceli geçeceğe benzemiyor. Başta Erdinç bana iş verdi, oyuncularla ilgilendim ama ilgilenebileceğim bir oyuncu kalmayınca boş kaldım.
*Bir ara Armi’ye telefonda deli gibi ağladım çünkü çok kırıldığım bir durum oldu ama sonra yatıştım. Çünkü biliyorum ki yalnızca yapılacak bir şey olmadığı için öyleydi, kişisel bir mesele değildi, mutlu oldum sonra.
*Filmimde oynayacak bir oyuncu bile buldum bugün buna da seviniyorum.
*Gene yemek yememe sorunu! İki günde göbeğim gitti biliyor musun?
*Sabah 6’da döndüm eve. O kadar bitkindim ki, o kadar üşümüştüm ki anlatamam. Ama alışıyorum set ortamına, güzel oluyor böyle.

20 Ocak 2011 Perşembe
*Nerdeyse bütün gün yaptığım üç şey oldu: 1. Uyumak 2.Armi’yle telefonda konuşmak 3.Yemek yemek.
*Hastayım ve kusmamak için kendimi çok zor tuttuğumu söylemeliyim.
*Armi’yle duygusallık, bir de beni aradığı zaman çok mükemmel bir zamanlamaydı, bunu sana anlatacağım, çünkü sana fısıldamak istediklerim var.
*Gece yarısına doğru anca toparlandım diyebilirim, neden bu kadar dağıldım, normalde bugün de set olsa gene gidebilecek moda girerdim, beni yoran şey yalnızca sete gittiğimde beni mümkün olduğunca fazla çalıştırmaları gerektiği gerçeği var. Çalışmayınca uyuşuyorum, sıkılıyorum, o sebeple sonunda ya kamera asistanı olacağım ya da ışık. Onlar çok çalışıyorlar çünkü ve benim de çok çalışmam gerekiyor.
*Ve tabii ki de günün iki bombası daha var: 1. Armi için benimle konuşmaktan vazgeçmeye karar vermiş bir arkadaşım. 2. Benim engelimi kaldırdığını görebiliyorum, bunu görmek istediğim için görmüyorum, yalnızca gözümün içine soktuğun için görebiliyorum.
. Sizi de gördük, biliyoruz, tükürdüğünüzü yalamaktan başka bir şey yaptığınız yok.

Bir dahaki yarıda görüşene kadar mutlu kalın (:

Mutlu dünyalar (:

0 yorum:

Yorum Gönder