2 Ağustos 2011 Salı

-İsyanım var! -He de geç!


“İçime kesin zenci ruhu kaçmış, kesin yani başka açıklaması yok bunun”
Caddenin kenarında arabalar burnumun tam ucundan geçerken bu cümle geçiyor aklımdan.
İsyanım var arkadaşım sen anlamazsın belki, belki hiç isyan etmene gerek olmayan bir hayatı yaşıyorsundur peri masallarında.
Her şeye ama her şeye isyan ediyorum, küsüyorum, kızıyorum, zincirlere nasıl bağlayabilirsin öfkemi gel de yap bakalım.(Minnet duyarım valla)

Mesele nedir anlatayım, bundan önce de isyankar bir hatun kişi olarak bilinirdim ama şu anda bütün gemileri yakmak istiyor durumundayım.

Taşınmak zorundayız şu anda yaşadığımız yerden ve bu geçen seneden beri biliniyor, ama bana gelmeyen adamın işiyle neden uğraşayım, tembellik onlara mahsus ben bana verilen işi tembellik etmeden yaparım. Kimse bana ev bul demedi ben de ilgilenmedim, ne zamanki sevgili ev sahibi büyük halamın kuyruğu kapıya sıkıştı baktı babam bu işle ilgilenmiyor, doğal olarak gene bana döndü iş, yapsan yapsan sen yaparsın, bre hey akılsızlar baştan bana gelseniz şu anda yeni evimde kahvemi içiyor olurdum.

Ayrıca köle psikolojisinde olan ve maalesef ki hiçbir şeye sesini çıkaramayan insanlara da çok kızıyorum. Bunu açıklamamakla birlikte ses çıkarmak dediğim şeyin yalnızca bir şey söylemek olmadığını belirtmek istiyorum, ses çıkarmak sessizlikle bile mümkündür ezilmediğinizi hissettirirseniz tabi, sessizliğiniz boynunuz eğik, gözleriniz yerde olduğu zaman farklı anlamlar taşır.


Doğal olarak şu aralar sinir küpüyüm (sevgilime ya da dostlarıma karşı değil tabii) her şeye patlamaktayım, herkes ayrı bir kafada, yorgunum, isyan ediyorum. Eğer bu hafta sonuna kadar taşınmazsak gerçekten bütün eşyamı toplayacağım, sokakta yaşayacağım. Umurumda değil gerçekten, ben evin boyasını bile kendim yaparım yeter ki tutun diyorum, babam hala aynı tembelliğe devam ediyor. Küstüm konuşmuyorum demek istiyorum artık.

Kısaca okulda, evde, işte, sokakta, cafede, orada, burada, şurada, aklınıza gelebilecek her yerde her şekilde, her durumda isyanım var, içime kaçan zenci ruhunu çıkartmak gerek mi bilemiyorum ama bana acilen bir tatil gerekiyor, üstelik bu zamana kadar tatile gitmek istememiş bir insan olarak artık başımda olmalarından bıktım ve gitmek, sessiz sakin yalnızca huzurlu olduğum insanla huzurlu bir yerde, belki akşam serinliğinde, belki gündüz sıcağında, yatmak uyumak istiyorum.

Çok yorgun hissediyorum, gerçekten. Hani böyle küçük meseleler için fırtına koparmam gerekiyor olması beni yoran şey asıl. Küçükler için bunu yapmam gerekiyorsa daha büyükleri için herhalde tufan falan yaratmak gerekecek. O kadar dayanır mıyım bilmem, herkes kendi kafasında, bütünlük yok hiçbir şeyde, neden ben toplamak zorundayım bu aileyi, neden kendi başlarının çaresine bakamamaktalar. Bir sorunumu bile halletmiş değiller bugüne kadar (Çocukluğu sayma, sayma, çünkü çocukken insanı sorunu olmaz, çocukken tek mesele büyüyebilmek, kendi işlerini kendi başına yapabilecek olgunluğa erişmek, ondan sonra ne oluyor? Hiç, saldım çayıra mevlam kayıra- ne be öyle bir atasözümüz var bizim gülme-) Zaten ilgi isteyen bir çocuk değildim, her sorunu kendim halletmeyi öğrendim.

Her neyse şu anda tek istediğim şu savaştan yalnızca var olduğu kadar psikolojik yarayla bir dolu ezik-çürük-kesikle çıkmak. Fiziksel yaralar hiç umurumda değil yeter ki ben şu evi taşıyabileyim, rahat olsun, taşıdığımda sallanan sandalyeme 1 hafta oturup sonra çekip gideyim tatile, trenle otobüsle uçakla hiçbir şey FARKETMEZ yalnızca sevgilimle huzurlu bir süre, ister uzun ister kısa, sorunsuz ve telefonsuz ve gürültüsüz, bunun açlığını duyuyorum.

Kalmak zorunda kalırsam, olacak olanı görmek  istemiyorum, ölüm gibi bir şey, sıkışmışlık hissi, neden kendimi kahrolası –ciddi anlamda öyle düşünüyorum- bir psikolog, aile danışma vs. gibi hissetmek zorundayım ki? Neden her sorunun çözümü bende olsun? Neden ben bileyim? Sırf bu yüzden her soruya bilmiyorum diye cevap veriyorum.

Bilmiyorum! İstemiyorum, yalnızca sessizlik ve huzur istiyorum. Yoksa mezar taşıma huzursuz olduğu için öldü, mezarında bari rahat bırakın yazdıracağım o olacak.

p.s.: Sevgilim sen bu huzursuzluk kısmına dahil değilsin merak etme seninle hala ve gelecekte de huzurlu kalmayı planlıyorum (:, tek sorun şu anda evdekilerin yarattığı gerginliğin benim negatif enerjimi besliyor oluşu!

Taşındığımızda tekrar haber veririm ama yeni evden değil, mümkünse Antalya’dan, denizden kumdan(bi dk ben yüzme bilmiyorum- gülme lahn yeminle döveceğim-, sevgilimin kokusundan, kırmızı bikinimin içinden, güneşten, akşamdan, sabahın bir köründen, keçinin sesinden, kısaca hayatın içinden haber vermek istiyorum. Tekrar ve daha makul isyanların içinden görüşmek dileğiyle.

Mutlu ve Huzurlu Dünyalar (İnsan ayırmadan herkese dilemekteyim, sevseniz de sevmeseniz de dileklerimin içindesiniz)

0 yorum:

Yorum Gönder