21 Eylül 2011 Çarşamba

İnsan Yaşar, İnsan Ölür, Anılar Seninle Kalır...




Bugün havalar soğudu.

Benim yaşadığım hayatta da bir şeyler soğudu aslında. Neden yazdığımı biliyorum, uzun zamandır hiç kimse artık ölmeyecekmiş gibi yaşamışım gibi geliyor, ölümü reddettiğimden değil, yalnızca ölümle yaşamaya kendimi çok kaptırdığımdan. Bazı durumlarda her an ölümün gelebileceğini bilerek yaşamak, ölmediğini gördüğün zaman sıradanlaşıyor ya da sıradanlaşmak demeyeyim monotonlaşıyor.

Bana melekmişim gibi bakan bir babaannem vardı sanırım. Beni her gördüğünde yüzünde gülümsemesi eksik olmazdı bir kere. Ve ben ne kadar suskun olsam da, konuşmasam da gene de kabul edilebilir bir torundum sanırım. Sanırım diyorum her cümlede çünkü yalnızca sanıyorum. Çünkü bu bana bir gerçeği hatırlatıyor: Seviyor olsam da insanlardan uzak durduğum ve onlarla ortak anılarım olmasına izin vermediğim gerçeğini.

Hatırlamaya çalışıyorum, bir şey yaptım mı hiç, tamam belki Kastamonu’da yaşıyorlardı uzun süre ama, gidip görmek şansım varken hiç gittim mi, gitmediğimi ben de biliyorum, istanbula geldiklerinde ne kadar ziyaret ettim, ki her seferinde beni sorduğu gerçeği de var ama ben evde kalmayı tercih ediyordum, hatta son gördüğüm zamanı hatırlıyorum amcamın kızının düğününden sonra babamın ısrar etmesi sebebiyle çıkmıştım yanlarına- çünkü itiraf edeyim ki gördüğüm her seferde ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Saçlarımın yüzümü kapatmaması için arkaya atıyordu saçlarımı, ne kadar büyümüş, güzel olmuş bu kız diyordu.

Şunu anlıyorum ki, zamanı gelmiş ölümün çaresi bulunamadı, biz ona ecel diyoruz ve kapıyı çaldıysa yapılabilecek bir şeyiniz yok. Yalnızca onunla yaşadığınız şeyler için mutlu olup, haksız davranışlarınız için de üzülebilirsiniz.

Hala ağlamadım. Ben ölümlere ağlamıyor bile olabilirim, bilmiyorum, belki de yalnızca rol yapıyorumdur, nitekim yüzümü germekten alnımda kırışıklıklar oluşuyor artık.
En büyük pişmanlığım şu anda yeterince ilgi göstermemiş olmak.

Umuyorum ki, hak ettiği bir yerlere gidiyordur ruhu, huzurludur. –yalnızca inanmak istiyorum-

Aileden kimse okumayacak olsa da bu yazıyı hepsinin başı sağolsun, sözlü olarak kimseye söylemeyeceğimi biliyorum. Ya da söylemeliyim sanırım,sonuçta az önce pişmanlığımın iletişim kurmamak olduğunu söylemiştim.

Artık şunu biliyorsunuz ki çok az iletişim kursam da, konuşmaktan kaçınsam da sevdiğim pek çok insan hala yaşıyor ve ben hayatın bitmesinden önce, sevdiklerime gerekli ilgiyi göstermemenin acısının ne demek olduğunu biliyorum.
Dilerim ki, sevdiğiniz insanlara gerekli ilgiyi gösterdiğiniz güzel günleriniz olsun.

0 yorum:

Yorum Gönder