11 Ocak 2012 Çarşamba

Sevgisizlik hastalığının nedenleri ve alınması gereken önemler



Belki bana gerçekten çok kızacaksın ama,

Az önce bir şeyi daha iyi anladım. Ben bu dünyada herhangi bir şeye sahip olmak istemedim ya da gereksinim duymadım. Çok fazla şeyim var biliyorum, çok fazla film, çok fazla kitap, belki çok fazla kıyafet-çoğunluğu tarafımdan alınmamış- bir sürü gereksiz eşya - çoğunluğu gene tarafımdan alınmamış- belki bile diyemeyeceğim bir tek şey var filmlerim olmasaydı yaşamaktan pek keyif almayabilirdim ama diğerlerinin varlığı pek de önemli değil.

Şu anda bile eğer bir gün işe yarayacağı ihtimali olmasa pek çok eşyayı çöpe doldurmuş olurdum.
İhtiyacım olmayan, tozlanan bir sürü şey var bu odada, giymediğim dolabımda çürüttüğüm bir sürü kıyafet var, annemin başka bir şey yemiyor bunu seviyor diye aldığı ama yemeğim bir sürü yiyecek var.

Çünkü yemeden de içmeden de nefes almadan da yaşayabilirdim tabi eğer buna belli bir ilahi ya da ruhani güç tarafından mecbur bırakılmamış olsaydık. Çocukken nefes almadan ne kadar durabildiğimin denemelerini çok yapmıştım. Asıl istediğimin yaşamak olmadığının çocukken bile bilincinde olmak şu anda acı veriyor.

Asıl istediğim yaşamaktan tad almak, bir sürü ama işe yaramayan şeye sahip olmak, ünlü olmak, lüks içinde yaşamak değil.

Asıl istediğim yalnızca sevebilmek. Asıl yaşamanın tadına o zaman varıyor insan!
Nefes almanın anlamı olmadan nefes almak istemiyorum ben
İçtiğim sudaki her yudumun bana sevdiklerimi hatırlatmasını istiyorum.
Okuduğum kitapta izlediğim filmde sevdiğimin izine rastlamak istiyorum.
Eğer saçma sapan bir oyuncağı sevdiğim birine benzetip yanımdan ayırmamak belki gerçeğine söyleyemediğim sırrımı kulağa fısıldamak.

Yalnızca sevgiliden bahsetmiyorum üstelik çünkü bu yazı sevgilim beni sevmiyor diye yazılmıyor,
benim hayatımda var olanı sizin içinde dilediğimi bilmenizi istiyorum diye yazılıyor.
En küçük bir yaşam faaliyeti bile sevgi olmadan yapılamaz diye yazılıyor,
Yalnızca aşktan bahsetmiyorum, gördüğüm şey hissizlik. Korkunç! Seviyormuş gibi yapmak! Dilin bir şey söylerken içinden geçenlerin kötülüğü. İkiyüzlülük! Bugün okulda gördüğüm şey işte bu.
Geri dönülemez bir yol değil, her şey ve herkes sevilemez ve ben de Mevlana değilim, siz de değilsiniz hatta Mevlana bugün yaşamış olsa o da Mevlana olamazdı. Bahsettiğim şey yaptığınız hiç bir işte sevgiyi, bir hazzı, derinliği görmüyor, algılamıyor olmak.

Şikayet etmek değil kastettiğim, bir keresinde çok eski bir zaman diliminde belki de- hakkımda yazılmış bir yazı vardı, ben çalışırken şikayet eden bir insanım, benim şikayet etmemin altındaki arzuyu, yaptığım işe duyduğum sevgiyi hissettiğini ve kendi işini yaparken aynı sevgiyle yapmadığından bunun onu garipleştirdiğini söylemişti.

Sevgisiz bir dünyada yaşama zorunluluğu en acı verici olanı.
Sevgisine inandığım tek bir insan varken üstelik. -O kendini biliyor tabi (:-
Benim gücüm kimsenin dünyasını kurtarmaya yetmez, üstelik ben de bencillik yaparak kendiminkini korumak isterim.
Sevmediğiniz işi yapamazsınız, bilmediğiniz şeyi anlatamazsınız, görmediğinizi gördüm diyemezsiniz.
bu dünyada en mutlu olacak insanlar, her nefesin bir sevgi değerinde olduğunu bilen ve nefes aldığı havayı -belki diğerlerini yadsımak görmezden gelmek pahasına da olsa- sevdiği insanlarla paylaştığını düşünerek gülümsemektir.

Söylediğim şey Küçük Prens'in kendisi aslında, gökyüzüne bakarken ağlayan pilot asıl sevgiyi bilen insan. Baktığı yerde göremediği ama varlığına inandığı küçük bir adama dökülen gözyaşları bunun ispatı.

Hala zaman varken, attığınız her adımda bugüne kadar sevdiğiniz her şeyi hatırlayarak heyecanlanmanız dileğiyle (:

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Asıl istediğinin sadece sevebilmek olduğunun farkına da ne kadar süre nefessiz kalabileceğini denerken mi vardın?

Kelebek dedi ki...

Teorik olarak o zaman varmış olmam gerekiyor,
Nitekim asıl istediğim yaşamak değilse, sorduğum sorunun istediğim ne o halde olması gerekiyor. Bu durumda istediğim sevmektir mantığını kurabiliriz değil mi ismini vermek istemeyen izleyici (:

Yorum Gönder